HKP Kadın Çocuk Komitemizden Kadınlara Çağrı!
HKP Kadın Çocuk Komitemizden Kadınlara Çağrı!
HKP Kadın Çocuk Komitesi olarak, kitap okuma ve değerlendirme etkinliği yapıyoruz. 2025 yılında başlattığımız etkinliklerimiz hem verimli hem de zevkli geçiyor. Öyle ki işçisinden işsizine, gencinden yaş almışına, profesöründen doktoruna, öğretmeninden avukatına, emeklisinden ev emekçisine, kamu emekçisine hayatın birçok alanından Kadın bileşenlerle sanal ortamda aylık olarak yaptığımız kitap değerlendirmeleri, eğitim çalışması niteliğinde devam ediyor.
Ortak kararla belirlediğimiz kitapları bireysel olarak okuduktan sonra, belirlediğimiz gün ve saatte online olarak gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, kendi anlamlandırmalarımız çerçevesinde tartışıyor, güncel olaylarla bağlantıları kuruyor, kimi zaman farklı metinlere göndermeler yaparak, kişisel deneyimlerimizle ilişkilendirerek, tartışıyor, eleştiriyor, değerlendiriyoruz.
Ülkemiz gündemlerini takip etmek, görmek, kavrayabilmek, sorgulayarak bilince çıkarabilmek ve akıl süzgecimizden geçirip ona göre davranmak, ona göre mücadele etmek için okuyoruz farklı türlerde yazılmış olan kitapları. Dil becerilerimizi geliştirmek, kültürel farklılıkları görmek, hayal gücümüzü, yaratıcılığımızı geliştirmek, zihinsel gelişimimizi arttırmak ve tabiî birbirimizden öğrenmek için okuyup tartışıyoruz romanları, anıları, araştırma-incelemeleri, biyografileri, bilimsel eserleri…
Okuyup değerlendirdiğimiz kitapları sizlerle de kısa tanıtımlarıyla paylaşmak istiyoruz:
- Kitap:
Aleida March’ın “Che İle Yaşamım” adlı kitabını okuyup değerlendirmiş olduk.
Che’nin eşi ALEIDA MARCH’ın “(…) Ben bir yazar değilim. En mutlu anılarımı kâğıda döktüm sadece ve okurun bugüne dek yüreğimde taşıdığım bu kıymetli mektuplarla şiirlerle paylaşmanın bana nelere mal olduğunu takdir edeceğini umdum” diyerek önsözünü yazdığı kitapta, Küba Devrimi’nin önderi Kahraman Che Guevara’yı ve Küba Devrim sürecini çok içten, samimi bir dille aktarmış bizlere.
Küba’da yeni insanı yaratan Che’nin bir eş, bir sevgili, bir baba, yoldaş kimliğini gördüğümüz bu kitap, dört çocuğa rağmen illegal koşullarda Che ile birlikte mücadele eden ALEIDA MARCH ve Kübalı kadınların devrimci mücadelesini, fedakârlıklarını, mütevazı yaşamlarını gözler önüne seriyor. Öneririz okumanızı…
- Kitap:
Katy Turton’nun kaleme aldığı; “Unutulmuş Yaşamlar/Rus Devrimi’nde Lenin’in Kız Kardeşlerinin Rolü, 1864-1937” kitabını incelemiş olduk.
Rus Devrimi ve Lenin üzerine yapılan çalışmalarda, bizlerin bildikleri arasında, bu kardeşlerin özellikle kız kardeşlerin hayatı yoktu, ta ki bu kitabı inceleyene kadar, ya da bu denli ayrıntılı yoktu, diyelim.
Katy Turton bu kitabın amaçlarını belirtirken der ki; “(…) onları yalnızca Lenin’in kız kardeşleri olarak değil, devrime gerçek katkı sunmuş devrimciler ve politik kişilikler olarak incelemek”.
Bizler de bunu gördük kitabı bitirince. Genç yaşta idam edilen Aleksandr dışında Anna, Olga ve Mariya adında üç kadın kardeşi daha var Lenin’in. Sevgi dolu ve ileri görüşlü bir anne babanın çocukları olan bu eğitimli üç kız kardeş, Rusya’daki devrimci mücadeleye gençlik yıllarında, üniversite yaşamalarında yeraltı çalışmalarıyla başlıyorlar.
Sonrasında Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ndeki bölünmenin ardından Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler’in safında yer alıyorlar. Bu kız kardeşler, hiçbir zaman Lenin’in kardeşleri nüfuzunu kullanmıyorlar. Hareket içindeki yoldaşları bile onların Lenin’in kız kardeşleri olduğunu bilmiyorlar. Devrimci hareket içinde örgütlenme, propaganda, gizli yazışmalar, Bolşevikler’in en önemli gazetesi Pravda’da editörlük gibi birçok önemli görevler üstleniyorlar.
1917 sonrası da devletin çeşitli kademelerinde bileklerinin hakkıyla yer alıyorlar. Rusya Devrim sürecini, Lenin’in ailesini, aile ilişkilerini yakından gözlemleme olanağı bulduğumuz bu kitabı da okurlara öneririz.
- Kitap:
Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin, sık sık saygı duyduğunu belirttiği namuslu, vatansever televizyoncu, gazeteci, yazar Banu Avar’ın konuşmalarında, yazılarında alıntı yaptığı “Alaycı Kuş” kitabını okuyarak tartıştığımız bir diğer kitaptı.
Kitap, ABD ve AB Emperyalistlerinin dünyayı bin devletli ülkeciklere bölmek ve sömürgeleştirmek istedikleri, yağmalamak istedikleri ülkelerde, halkı bu sömürü düzenlerine nasıl ikna ettiklerini, hangi yöntemleri kullandıklarını ve bu aşağılık ikna yöntemlerini kimler aracılığıyla yaptıklarını o kadar açık gösteriyor ki. “Hayır, bu da mı?” dedirten gerçeklikler var bu kitapta. ABD-AB Emperyalistlerinin bu hain amaçlarını yerine getirmek üzere, kıskaçlarına aldıkları ülkelerde ve tabiî ülkemizde yalnızca iktidarı değil, muhalefeti de nasıl belirlediklerini kanıtlarıyla ortaya koyuyor.
Olay olay, ülke ülke anlatılan operasyonlar ve kullanılan enstrümanlar, televizyonlar, televizyoncular, aktrisler, sinemacılar, şarkıcılar, müzik grupları, kitaplar… Birçoğunu yöntemleriyle beraber teşhir ediyor bizlere Banu Avar.
Ve bitirirken de “(…) İlk işimiz, durumu net bir şekilde görmek ve duymak için Alaycı Kuşlara ya da sahte muhaliflere kulaklarımızı kapatmaktır. Kendi akıl gözümüzle bakmaya başlamalıyız…” diyerek de okurlarına önerilerde bulunuyor Banu Avar. Öneririz incelemenizi…
- Kitap:
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” romanı.
1918-1922 yılları arasında, Kurtuluş Savaşı döneminde, Orta Anadolu’daki bir köyde geçen olaylarda Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının mücadelesi karşısında, işgalciler-İstanbul hükümeti tarafında saf tutan, kaderci, hacıyı, hocayı, üfürükçüyü kurtuluş olarak gören köylülerle aydınlar arasındaki uçurum o kadar çarpıcı anlatılıyor ki…
Türk aydınına sesleniş görüyorsunuz romanda:
“(…) Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın?
“Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
“Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin?”
Ve buradan alarak günümüze taşıdık bu seslenişi, İşçi Sınıfımızı emekçi halkımızı hor gören, yok gören, kendi ihanetlerinin suçunu emekçi halkımıza yükleyen sahte solcuları, sahte komünistleri, sarı sendikacıları bir kez daha tartışmalarımızda teşhir ettik, seslendik. Ve bir kez daha Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının dâhiliğinin altını çizdik; böylesi durumda olan bir halktan milli uyanış yarattılar, ulus yarattılar ve Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırdılar diye.
Bir sonraki kitabımız Arnulf Zitelmann’ın “”sı olacak.
Bakalım bu kitap bizi nerelere götürecek?..
HKP Kadın Çocuk Komitesi Üyeleri Olarak Kadınlarımıza Sesleniyoruz:
Gelin birlikte okuyalım, bu Ortaçağcı eğitim sisteminde bize verilmeyenleri birlikte öğrenelim, birlikte sonuçlar çıkaralım ve ülkemizi, yaşamımızı dünyayı birlikte değiştirmek için davranalım.
Bu vesileyle Partimizi tanıyın, kendimizi anlatalım, anlaşılır olalım.
Ülkemizi Ortaçağ karanlığına götürmek isteyen, özellikle Kadınlarımıza hayatı zehir eden bu AKP’giller iktidarına karşı birlikte mücadele edelim.
05.01.2026
HKP Kadın Çocuk Komitesi