Kadınların ve Çocukların Fıtratında Hep Ölüm mü Var?

Kadınların ve Çocukların Fıtratında Hep Ölüm mü Var?

Yazılı ve görsel basında yer alan haber:

“Kocaeli Dilovası, Mimar Sinan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesinde parfüm dolumu yapılan atölyede patlama meydana geldi. Çıkan yangın sonrasında kömür olmuş bedenlerde yapılan kimlik tespiti sonucu Cansu Esatoğlu (16), Tuğba Taşdemir (18), Tuğba’nın kardeşi Nisa Taşdemir (15), üç çocuk annesi Esma Dikan (31), Şengül Yılmaz (55), Hanım Gülek (65)’in yanarak hayatlarını kaybetti.”

Ve olayın yaşandığı atölyenin merdiven altı olduğu, 4-5 yıldır faaliyet gösterdiği, çoğunluğu kadın olmak üzere sigortasız ve çocuk işçi çalıştırdığı, işyerlerini iş güvenliği, çalışma koşullarını ve sigorta bakımından denetlemesi gereken Çalışma Bakanlığına bağlı kurum olan İŞKUR’un hemen yanında olduğu, daha önce CİMER’e şikâyette bulunulduğu ama herhangi bir işlem yapılmadığı, işçilerin çay ve yemek saatlerini karda-kışta -sıcakta sokakta kaldırımlarda geçirdiği, çalışma koşullarının insanlık dışı olduğu belirtilerek, işyeri ve çalışma koşullarıyla ilgili ayrıntılı bilgilerde yer alıyor kaybedilen çocuklarımızın resimlerinin de paylaşıldığı bu haberlerde.

İşte bu haber ve bu olayda aslında ülkemizde yoksul emekçi halkımızın ve özellikle kadınlarımızın, kız çocuklarımızın hazin öyküsü yer alıyor, ne yazık ki.

Vahşice, bir iş cinayetinde alevlerin arasında diri diri yanarak kaybettiğimiz bu çocuklarımızın yaşlarına bakalım; 15, 16, 18.

Bu çocukların okullarında olması gerekmez mi bu yaşlarda?

Yıllarca AKP’giller’in 4+4+4 eğitim sistemiyle çocuklarının özellikle kız çocukların okullardan alınacağını, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çocuk işçiliği yasal kılıfına uydurulduğunu söylemiş ve bu sisteme itiraz etmiştik, etmeye de devam ediyoruz. Bakın, bu çocuklar Parababaları düzeninin kâr hırsına kurban edildiler, bir cinayete kurban gittiler.

Kadınların yaşları; 31, 55, 65.

Bu yaşlarda kadınlarımız merdiven altı atölyelerde, Ortaçağ’dan kalma sigortasız çalışma koşullarında çalışmayı neden kabul etmek zorunda kalmışlardır?

Çünkü 23 yıldır ülkemizi AKP’giller iktidarı yönetiyor. Bunlar Ortaçağcı Faşist Din Devletine doğru hızla giderken bir yandan da işsizlik ve pahalılık cehenneminde yanan, kuru ekmeğe kuru soğana muhtaç bırakılan yoksul ve emekçi kadınlarımızı, ölmeden sürünmeye razı olmak zorunda bırakıyorlar.

“Emekli olmak hayal, olsan da emekli aylığıyla geçinmen imkânsız, o zaman sigortaya gerek yok, kapının önünde işte işyeri hiç değilse günlük ekmek paramı çıkarayım” diye çalışmak zorunda bırakılıyorlar yani ölümlerden ölüm beğenmek zorunda bırakılıyorlar.

Biz Kurtuluş Partili Kadınlar olarak, Dilovası’nda yanarak katledilen kadın ve çocuklarımızla beraber, bu senenin ilk 10 ayında alınmayan önlemler nedeniyle kaybettiğimiz 1737 işçi kardeşlerimizin ki bunların 69’u çocuktu, yine 2025’in ilk 10 ayında katledilen 317 kadınımızın hesabını soracağız.

Sözümüzdür…

09.11.2025

Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.