Yaşasın Mirabal Kardeşler’in Haklı ve Onurlu Mücadelesi
Yaşasın Mirabal Kardeşler’in Haklı ve Onurlu Mücadelesi
Kurtuluş Partili kadınlar olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bir çok ilde alan eylemleri gerçekleştirdik.
Yaptığımız eylemlerde, AKP’giller’in “Aile Yılı” olarak ilan ettikleri 2025 yılında kadınlara yönelik şiddetin, tacizin ve katliamların katmerlenerek arttığı bir dönemde yaşanan tüm bu olayların neden önlenemediğini, gerçek nedenlerini ve gerçek çözümün ne olduğunu halkımıza anlatmaya çalıştık.
BURSA
25 Kasım günü ilk eylemimiz Bursa’da gerçekleşti. Bursa Kent Meydanı’nda saat 16.30’da gerçekleşen eylemimizde HKP Bursa İl Sekreteri ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Göksel Söğüt Yoldaş’ımız basın açıklamamızı okudu.
Açıklamanın ardından “Kadına Yönelik Şiddetin, Kadın Cinayetlerinin Sorumlusu Parababaları Düzeni ve Ortaçağcı Gericiliktir” pankartımızı açtığımız eylemimiz attığımız sloganlarla sona erdi.
İZMİR
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olan 25 Kasım’da, İzmir Karşıyaka Çarşı girişinde kadına ve çocuğa yönelik şiddeti yaratan Parababaları düzenine karşı protesto eylemi yaptık.
Karşıyaka Çarşı girişinde bir araya gelen Partili Yoldaşlarımızla saat 18.30’da yaptığımız eylemde Mirabal Kardeşler’in fotoğraflarının olduğu “Mirabal Kardeşler Emperyalizme, Ortaçağcı Gericiliğe, Kadına Şiddete Karşı Mücadelemizde Yaşıyor!”, “Kadına Yönelik Şiddetin, Kadın Cinayetlerinin Sorumlusu Parababaları Düzeni ve Ortaçağcı Gericiliktir” sözlerinin yazılı olduğu pankartlarımızın yanı sıra, AKP’giller iktidarında katledilen kadınlarımızı ve istatistikleri yansıtan döviz ve Parti bayraklarımızı taşıdık.
Eylemde Partimiz MYK ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Prof. Dr. Özler Çakır’ın açış konuşmasının ardından, Partimiz adına basın açıklamasını İzmir Karşıyaka İlçe Başkanı ve İzmir Kadın ve Çocuk Komitesi üyesi Fatma Olkun yaptı.
Yapılan açıklama sonrası Halkımızı her türlü sömürüyü ortadan kaldırmak için Partimiz saflarında örgütlü mücadeleye çağırarak eylemimizi sloganlar eşliğinde sonlandırdık.
ANKARA
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara’daki eylemimizi Kızılay’da İzmir 2. Caddede, saat 19.00’da gerçekleştirdik. Eylemimizde “Mirabal Kardeşler, Kadına Şiddete Karşı Kurtuluş Partili Kadınların Mücadelesinde Yaşıyor” ozaliti ve “Kadının Kurtuluşu Sosyalizmde” “Laiklik Kadının Özgürlüğüdür” dövizlerini açtık.
Ankara’da gerçekleştirdiğimiz alan eylemimizde Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Reycan Çakır Yoldaş’ımızın açılış konuşmasından sonra basın açıklamasını Ankara İl Yöneticisi ve Merkezi Kadın Çocuk Komitesi Üyesi Meliha Kuşçu Yoldaş’ımız yaptı.
Açıklamanın ardından eylemimizi, coşkulu sloganlarımızla sonlandırdık.
İSTANBUL
İstanbul’da eylemimizi saat: 20.00’da Kadıköy Mustafa Kemal Heykeli önünde gerçekleştirdik.
“Kadına Yönelik Şiddetin, Kadın Cinayetlerinin Sorumlusu Parababaları Düzeni ve Ortaçağcı Gericiliktir” ve Mirabal Kardeşlerin fotoğraflarının bulunduğu ve üzerinde “Mirabal Kardeşler Emperyalizme, Ortaçağcı Gericiliğe ve Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadelemizde Yaşıyor” yazan pankartlarımızı açtık ve ülkemizdeki kadın cinayetlerini yansıtan dövizler taşıdık.
İstanbul İl Yönetim Kurulu ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Gülay Akyürek Yoldaş’ımızın açış konuşmasının ardından Kocaeli İl Yöneticisi ve Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Tunya Kızıltaş Yoldaş’ımız basın açıklamamızı okudu. Okunan basın açıklamasının ardından atılan sloganlarla eylemimiz sona erdi.
Tüm eylemlerimizde “Mirabal Kardeşler Ölümsüzdür”, “Laiklik Kadının Özgürlüğüdür”, “Kadın-Erkek El Ele Kurtuluş Partisine”, “Kadının Kurtuluşu Devrimde, Sosyalizmde” “Yaşasın Emekçi Kadının Devrimci Mücadelesi!” , “Kadına Şiddete Hayır!”, “Kadına, Çocuğa Şiddete Hayır!” sloganlarımızı attık ve eylemlerimizi halkımızı örgütlü mücadeleye çağırarak sonlandırdık.
KONYA
25 Kasım günü Yoldaşlarımız Konya İl Örgütümüzde bir basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında açıklamayı Konya İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Nurgül Kuşçu Yoldaş’ımız yaptı.
TEKİRDAĞ
Tekirdağ’da ise Tekirdağ İl Başkanı ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Müge Ertetik Yoldaş’ımız 25 Kasım bildirimizi Tekirdağ basını ile paylaştı. Kadına yönelik şiddetin gerçek nedenlerini ve çözümünü anlatan açıklamamız yerel basında yayınlandı.
ANTALYA
Antalya İl Başkanı ve Merkezi Kadın ve Çocuk Komitesi Üyesi Mine Yavuz Yoldaş’ımız da Antalya yerel basını ile 25 Kasım basın bildirimizi paylaştı. Mine Yoldaş’ımızın paylaştığı açıklama Antalya yerel basınında yayınlandı.
https://www.akdenizmanset.com.tr/hkp-kadin-siddetine-artik-son-verilmeli
Sözümüzdür;
Hayatlarının baharında katledilen kadınların, öksüz bırakılan çocukların, her türlü şiddete, tacize, tecavüze maruz kalan kadınların ve çocukların sesi olmaya, onlara yapılanların hesabını sormaya devam edeceğiz.
Sözümüzdür;
Bu acımasız Emperyalizmi ve ülkemizdeki işbirlikçisi Ortaçağcı gerici AKP’giller’i ülkemizden defedinceye kadar mücadelemiz aralıksız, soluksuz devam edecek.
Kadının Kurtuluşu İşçi Sınıfının Kurtuluşundan Bağımsız Değildir!
Halkız Haklıyız Yeneceğiz.
25.11.2025
Kurtuluş Partili Kadınlar
Tüm eylemlerimizde okunan basın metnimizin tamamını aşağıda yayınlıyoruz:
Kadına Yönelik Şiddetin, Kadın Cinayetlerinin Sorumlusu
Parababaları Düzeni ve Ortaçağcı Gericiliktir!
Bugün 25 Kasım. Kadına yönelik şiddete karşı öfkenin bilendiği gün…
Dünya genelinde erkek egemen kapitalist toplumun ekonomik, cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddeti, dur durak bilmez zulmü altında inim inim inleyen tüm emekçi kadınlarımız için,
Ortaçağcı, kadın düşmanı dünya görüşüne sahip AKP’giller iktidarının yargısı eliyle de kutsanan katliamlarla, 24 yıldır günbegün kadın mezbahasına döndürülmüş ülkemizin emekçi kadınları olarak mücadele alanlarındayız.
Yolda, işyerinde, sokak ortasında, evinde…
Güpegündüz ya da gecenin bir yarısında…
Issızda bir başına ya da korku içinde titreyen çaresiz çocuğunun, etrafında donakalmış insanların gözleri önünde…
Ateşli silahla, darp edilerek, yüksekten atılarak, boğularak, yakılarak, kesici aletlerle binbir parçaya ayrılarak katledilen Özgecan’ların, Pınar’ların, Emine’lerin, Başak’ların duymadığımız çığlığı olmak için,
Yeni Şule’ler, yeni Rojin’ler, yeni Narin’ler ölmesin diye “Yetti artık!” demek için, imdatlarına yetişmek için mücadele alanlarından bir an olsun ayrılmayacağız.
25 Kasım, Mirabal Kardeşler olarak bilinen üç yiğit Dominikli kadının, faşist Trujillo diktatörlüğüne karşı yürüttükleri onurlu mücadelenin sembolüdür.1960 yılında vahşice katledilen bu devrimci kadınlar, sadece kendi ülkelerinde değil, dünya kadınlarının da özgürlük mücadelesine yol göstermiştir. Onların yaktığı özgürlük meşalesi, yıllar içinde büyüyerek kıtaları aşmış; 1981’de Latin Amerika Kadın Kurultayı tarafından 25 Kasım; “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” ilan edilmiş, 1985’te ise Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada resmen kabul edilmiştir. Bu kazanım, kadınların faşizme, şiddete ve sömürüye karşı yürüttükleri devrimci mücadelenin tarihsel bir zaferidir.
Mirabal Kardeşler’in mücadelesi “Kelebek” kod adıyla simgeleşmiş, bu nedenle 25 Kasım, kelebek etkisiyle büyüyen kadın özgürleşmesinin günü olmuştur. Bugün de emperyalizme, şovenizme, ataerkil düzene ve kapitalist sömürüye karşı dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadın, kelebeklerin izinden yürümektedir. Onların mirası, kadınlara yönelik şiddetle devlet şiddetinin nasıl iç içe geçtiğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bu yüzden kadınların özgürleşmesi, aynı zamanda sınıfsal ve ulusal kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez; mücadele bir bütündür. Kadının Kurtuluşu İşçi Sınıfının Kurtuluşundan bağımsız değildir.
Türkiye’de her geçen gün kararan tabloya gelince; Ortaçağcı Faşist Din Devleti hayali kuran AKP iktidarı ve Reisi, 24 yıldır sürdürdükleri politikalarla kadın düşmanlığını, kurdukları düzenin temeline yerleştirmiştir. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, istismar ve baskı neredeyse her gün katlanarak artarken, iktidar bu suçların üstünü örtmekle kalmıyor, hak arayan kadınları baskı ve zulümle bastırmaya çalışıyor. 25 Kasım; bu karanlığa karşı kadınların sesini yükseltme, suskunluğu bozma, emeğine, kimliğine ve insanlığına sahip çıkma günüdür.
Kadınların özgürleşmediği, erkekle eşit haklara sahip olmadığı bir toplumda ne demokrasi, ne de insanlık yeşerebilir. Mirabal Kardeşlerin uğruna can verdiği özgürlük ve eşitlik mücadelesi, ancak bu insanı hayvan yerine koyan toplumsal düzen yıkılıp yerine insancıl bir düzen kurulduğunda gerçek anlamına kavuşacaktır.
İşte biz kadınlar bugünü anarken, neyle ve kime karşı mücadele ettiğimizin bilincinde olmalıyız.
Kadının kurtuluşu bireysel bir mesele değil, sınıfsal bir meseledir. Yaklaşık 2 milyon yıllık insanlık tarihinde kadın yalnızca son 10 bin yıldır ezilmekte ve sömürülmektedir. Bu zulüm özel mülkiyetin, sosyal sınıfların ve devletin ortaya çıkışıyla katmerlenerek artmıştır.
Biz Kurtuluş Partili Kadınlar, 25 Kasım’ı sadece “kadına şiddete hayır” günü olarak değil; sömürünün, eşitsizliğin ve emperyalist zulmün kökünü kazıma mücadelesinin günü olarak görüyoruz.
Sorunun kaynağını tek tek erkeklerde değil, erkek egemen, sınıflı, sömürücü düzende görüyoruz. Kadına yönelik şiddetle gerçek anlamda mücadele; emperyalizme, feodalizme ve şovenizme karşı devrimci mücadeleyle mümkündür.
Bu mücadele; insanı insanın kurdu olmaktan çıkaracak sınıfsız ve sömürüsüz yeni bir toplumu inşa etme mücadelesidir.
Bu mücadele, laiklik için, bilimsel eğitim için, özgür düşünce için, kadınların eşit yurttaşlık hakkı için verilen savaşımdır.
Bu mücadele, Ortaçağcı gericiliğe, Tefeci-Bezirgân Sermayeye ve onların siyasi plandaki temsilcisi AKP’giller iktidarına karşı devrimci kadınların direnişidir!
Narin’lerin, Şule’lerin, Özgecan’ların katillerinden hesap sormaktır.
Bu mücadele; annelerin, çocuklarının karınlarını doyurmak için sokaklarda, çöplerde, hurdalıklarda yaşam savaşı verdiği düzeni yıkma mücadelesidir.
Kız çocuklarının ve kadınların eğitimden uzaklaştırılmasına, kız çocuklarının evlendirilerek nice H.K.G.’ler gibi ömürlerinin talan edilmesine karşı durmaktır!
Bu mücadele; kadınların, çocukların, hayvanların ve doğanın sömürüsünü aynı zincirin halkaları olarak gören bir bilincin ifadesidir.
Unutmamalıyız ki; kadına yönelik şiddet, bu sömürü düzeninin doğal ve kaçınılmaz sonucudur.
Gerçek kurtuluş; ne bireysel özgürlükle, ne de burjuva yasalarıyla gelecektir.
Kadınların ve tüm emekçi halkların kurtuluşu, özel mülkiyetin ortadan kalktığı, sınıfların tarihe karıştığı, insanın insanı sömürmediği Sınıfsız Toplumda mümkündür.
İşte o gün geldiğinde, kadın da insanlık da gerçek anlamda özgürleşecektir!
Yaşasın Mirabal Kardeşlerin Haklı ve Onurlu Mücadelesi!
Kadın-Erkek El Ele Kurtuluş Partisi’ne!
Kadının Kurtuluşu Ne Şeriatta, Ne Feminizmde; Kadının Kurtuluşu Sosyalizmde!
25 Kasım 2025