Genel Başkanımız Nurullah Efe Ankut “Dini hassasiyeti yüksek olan kadınlarımıza iyi niyetle yapılmış uyarı ve önerimizdir…”

09.03.2024
178

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Dün de söyledim ya; Kadın Meselesi benim için çok önemli bir sosyal meseledir. Aslında bir faciadır. Durup dinlenmeden kanayan, toplumumuzun bir yarasıdır kadınlarımızın durumu. O bakımdan, bugün de dini hassasiyeti yüksek, hani “mütedeyyin” deniyor ya, işte öyle olan kadınlarımıza yani Tayyipgiller’e, Davidson Ahmet’e, Karamolla’ya, Bebecan Ali’ye, HÜDA PAR’a oy yağdıran kadınlarımıza bir uyarı ve öneride bulunmak istiyorum.

İslam, Kur’an, Sünnet kadınlara cennette ne vadediyor?

Hiç lafı dolandırmadan Kur’an’dan bakalım…

Kâfir erkeklere, kan ve irin akan, ateşler içinde bulunan bir Cehennem öngörülür.

Ama Müslüman erkeklere nasıl bir Cennet vadediliyor?

İşte Nebe Suresi Ayet 33. Diyanet İşleri Başkanlığının mealinden yani tercümesinden okuyorum:

“Göğüsleri yeni tomurcuklanmış aynı yaşta dilberler, (sayısız huri yani dilberler. Bir sayı sınırı yok- Nurullah Efe Ankut) dolup taşan kadehler hep onlar içindir. Orada ne boş bir söz işitirler ne de bir yalan. Bütün bunlar, Rabbinden yaptıklarına yeterli bir karşılık, çok iyi hesaplanmış bir mükâfattır.”

Neymiş erkeklere vadedilen?

“Göğüsleri yeni tomurcuklanmış dilber”, huriler. Yani sübyan yaşta, 9,10, 12 yaşlarında huriler. Ve dolu kadehler…

Sübyan kız çocuklarına düşkün azgın Arap erkeklerini, kurduğu dine ısındırmak için böyle bir Cennet rüşveti vermenin faydalı olacağını düşünüyor Hz. Muhammed. Zaten dikkat edersek; birbirlerinin torunları yaşındaki kız çocuklarını eş diye alıp duruyorlar. O zamanki Mekke-Medine Köleci Toplumunun örfü bunlar.

Peki, kadınlara ne vadediliyor, durup dinlenmeden Kur’an okuyan, namaz kılan, oruç tutan, zikir çeken kadınlara?

İşte o Cennetin bir köşesinde oturup erkeklerinin bu sayısız sübyan hurilerle iş tutmalarını seyretmek. Açın Cennetle ilgili bütün ayetleri okuyun; başka bir şey yok kadınlara vadedilen.

Şimdi onurlu bir kadın, özgüvenli, özsaygısına sahip bir kadın böyle bir manzaranın oluştuğu, böyle bir olayın yaşandığı yerde bulunmak ister mi?

Bunu, mütedeyyin kadınlarımız kendilerine sorsunlar.

Peki, erkekler için bu dünyada ne öngörülüyor?

Dörde kadar eş, sayısız cariye. Onlarla da iş tutabilir erkekler, cariyede bir sınır yok. Eşlerde de, artık kendisine heyecan vermeyenini mehrini vererek kapının önüne koyma, onun yerine yenisini alma hakkı var. Erkeklere bu hakkı da tanıyor. Ve kadınlara ne veriyor? Evlerinde oturma, mecbur olmadıkça dışarıya çıkmama. Açın Kur’an’ı Ahzab Suresini okuyun. Yatak odasıyla mutfak arasında erkeğin hizmetine eksiksiz bir biçimde bulunma yani erkeğin yemeğini hazırlama, bulaşığını yıkama, temizliğini yapma ve cinsel zevklerini hiç itirazsız yerine getirme ve çocuk doğurma, onları büyütme. Yoksa sosyal hayatla ilgili bir tasavvur yok, bir öngörü yok kadınlar için. Yani sosyal hayattan tümüyle çekilip, koparılıp eve hapsediliyor kadınlar. Yani yatak odasıyla mutfak arasında erkeğe kölelik etmek, kadına biçilen rol bu!..

İşte bu rol çok açık, kesin ve net olduğu için IŞİD aynen bunu uyguladı egemen olduğu bölgede. Irak’tan, Suriye’den ele geçirip devlet kurduğu bölgede aynen İslam’ın bu buyruğunu, tasarımını uyguladı. Ayrıca esir aldıkları kadınları cariyeleştirme de var. Cariyelerden, daha önce de söylediğim gibi, hem cinsel açıdan istifade edilir hem de satılır bir mal olarak para kazanılır onlardan. Yani insan değil cariye.

Taliban Afganistan’ı ne yapıyor?

Aynen IŞİD’in yaptığını yapmaya çalışıyor. Ama tam olarak yapamıyor, büyük ölçüde yapmaya çalışıyor.

İktidara gelir gelmez ne yaptı?

Üniversiteye giden kızların üniversiteye gitmesini yasakladı. Gereksiz sokağa çıkmalarını da yasakladı hatta ilkokula gidip okulu bitirmelerini de yasakladı.

Aynı yasağı burada, Türkiye’de kim önerdi ve uyguladı tarikatında, cemaatinde?

İsmailağa tekkesinin şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu.

Ne dedi açıkça?

Kadınların ilkokul dışında okula gitmesi uygun değildir, İslam’a göre günahtır, dedi ve yasakladı. Hatta kendi cenazesine bile gelmelerine izin vermedi. Gelmesinler, evlerinde otursunlar, Fatiha’larını evlerinde bağışlasınlar bana, dedi.  O yüzden hiçbir kadın, cenazesine gelemedi.

Ama o cenazede kimler vardı?

Tayyip başta gelmek üzere Tayyipgiller’in önde gelen avaneleri. Davidson Ahmet. Hatta CHP’nin yıllarca Meclise taşıdığı İlhan Kesici de vardı, değil mi?

Demek ki, bunlar kafalarına göre bir uygulamada bulunmuyorlar. Kur’an’ın emir ve yasaklarını yerine getiriyorlar. Halil Konakçı’nın, Ebubekir Sifil’in, başka tarikat şeyhlerinin kadına biçtikleri rol, kendi kafalarından uydurma değil. Kur’an’ın öngörüsü hepsi. “Din bu değil, İslam bu değil, Şeriat bu değil”, diyen, bizim “eraser” ya da “silici” dediğimiz sözde ilahiyatçılara, din adamlarına bakmayalım. Onların bütün işi gücü dinden geçinmek, dini de rasyonalize etmek, aklileştirmek, bugünün şartlarına uyar hale getirmek.

Kendilerine ne diyorlar bunlar bir de?

“Tarihselci, Modernist, Yenilikçi vb.”, diyorlar değil mi?

Ama böyle bir din yok. O, onların kafasında uydurdukları yeni bir din.

Dinin orijinali nerededir?

Kur’an’da ve Sünnettedir. Kur’an’da, Sünnette, Hazreti Muhammed döneminde, Dört Halife döneminde uygulanan İslam ve onun kadına biçtiği rol aynen budur. Bunu netçe görüp, kavrayıp ona göre karar vermek, tutum almak önemli.

Biz o yüzden hep ne diyoruz?

Her şeyden önce eğitimin birincil amacı, sorgulayan bir akla, çalışan bir zihne, özgürce çalışan bir zihne, aydınlık bir düşünceye sahip olmasını sağlamaktır çocuklarımızın, gençlerimizin. Sorgulayan bir akıl olduğu anda siz bütün dinlerin insan yapımı olduğunu somut, açık, kesin, net olarak görürsünüz. Kitaplı Dinlerin tamamının kadına biçtiği rol budur.

8 Mart vesilesiyle mütedeyyin kadın kardeşlerimize bir faydamız dokunmuş olsun bir nevi, demek istedik bugün de.

Biz hep ne diyoruz?

Kur’an’ı Türkçesinden okuyun. “Meal” deniyor ya, işte meallerden okuyun. Sadece gidip illa basılı halini almanız gerekli değil. İnternete girdiğiniz anda 29 ya da 30 tane ayrı ayrı kişiler tarafından çevrilmiş Kur’an mealiyle karşılaşacaksınız, Türkçe Kur’an’la karşılaşacaksınız. Onları alın ve 23 yıllık Hazreti Muhammed’in Peygamberlik sürecini ve hayatını da inceleyin. O hayatta neler yaşanmış, hangi olaylar yaşanmış ve hangi ayetler o olaylara çözüm getirmek için ortaya konmuş; bunları görün, bu şekilde okuyun. Yani ortaya konuş sırasına göre okuyun ayetleri. Hani “nüzul sırası” deniyor ya, işte ona göre okuyun.

Yoksa Kur’an’ın Arapçasını ezberleseniz, her gün durup dinlenmeden, saatler boyu okusanız İslam’a dair bir tek kelime, bir tek cümle öğrenemezsiniz. Çünkü onun dili Arapça. Sen Arapça bilmediğin sürece hiçbir şey öğrenemezsin. Ne kadar okursan oku. O zaman bu dinden geçinen, dinden asalakça ömür süren, dini sermaye olarak kullanan ilahiyatçıların ve Tayyipgiller, Davidson Ahmetgiller benzeri siyasetçilerin oyununa gelirsin, tuzağına düşersin.

Biz, her zaman olduğu gibi halkımıza sadece inandığımız doğruları, gerçekleri aktarırız. Doğruluğuna kesinkes inanmadığımız hiçbir şey bizim ağzımızdan çıkmaz. Biz, halka şirinlik yapalım diye diğer burjuva siyasetçileri gibi din tacirliğine soyunmayız. Böyle bir şey utanç verici bir düzenbazlık olurdu.

Tam tersine biz; halka gerçekleri anlatmakla, kavratmakla, göstermekle yükümlüyüz. Halkı aydınlatmakla, bilinçlendirmekle yükümlüyüz. Dikkat edelim; biz kimseye dinsiz olun, demiyoruz. Tam tersine, inandığınız dinin ne olduğunu gerçeğiyle öğrenin, diyoruz. Bilmediğiniz, gerçeğinden haberiniz olmayan bir şeye inanmayın. Böylece de din tacirlerinin, oy avcılarının, sahtekârların, düzenbazların sizi kandırmasına izin vermeyin, onların oyuncağı olmayın.  Bizim bütün dediğimiz bu.

Suudi Arabistan’da, Mollaların İran’ında, Taliban’ın Afganistan’ında kadınlar, İslam’ın kendilerine biçtiği bu rolü yaşamaya mecbur bırakıldıkları için, başka türlü ifadelendirirsek İslam’ın kendilerine yaşattığı cehennem hayatından, kendilerini hapsettiği cehennemden kurtulmak için canhıraş biçimde mücadele ediyorlar, bedeller ödüyorlar. Bizim Türkiye’de kandırılmış, bu düzenbaz, sahtekâr, din tüccarı, din simsarı politikacılar tarafından, tarikatlar, cemaatler tarafından kandırılmış kadınlarımız kendilerini o cehenneme götürmek, sürüklemek isteyen düzenbazların peşine takılıyor. Onları insan sanıyor, onları lider sanıyor, onları güvenilir önder sanıyor. İşte insanı kahreden bu oluyor.

Bizim uyarılarımız, önerilerimiz tamamen kadınlarımızı bu durumdan kurtarmak için. Cellatlarını kurtarıcı olarak görmekten kurtarmak için. Onları uyandırmak için, bilinçlendirmek, Gerçek İnsan olmalarını sağlamak için. “Biz insanlığın yarısıyız, erkeğin sahip olduğu tüm haklara biz de sahibiz, erkeğin yaptığı her işi biz de yaparız, ondan hiçbir eksiğimiz yok. Öyleyse sosyal hayatı da her alanı dâhil olmak üzere erkeklerle paylaşacağız”, demelerini sağlamak için.

Umarız kardeşlerimiz, arkadaşlarımız bizi anlamışlardır.

Kalın sağlıcakla…

9 Mart 2024

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.