Hakkımızda

KADIN SORUNU

Bir milyon yedi yüz bin yıl önce, insanlığa geçişte (sıçrayışta)-insan soyunun (türünün) ortaya çıkmasında dişi cinsiyet baş rolü oynamıştır. O günden sonra da yarımız olan kadın, insanlığa, on bin yıl öncesine gelinceye kadar sürekli önderlik etmiştir.

İnsan soyunun sürmesinde en temel işlevi gören (üstlenen) kadın, ne yazık ki bundan on bin yıl kadar önce, insanlığın Orta Barbarlık Konağında (Çoban Toplumu Aşamasında, Sürü Ekonomisine geçişte) Toplumun en önemli maddi zenginliğini meydana getiren evcilleştirilmiş hayvan sürülerinin, erkeğin yönetiminde olmasından dolayı, o güne dek sürdürdüğü önderlik rolünü ve sahip olduğu önemi ve değeri kaybetmiştir. Maddi zenginliğin-ekonomik gücün erkeğin yönetiminde, bir anlamda eli altında, olmasından dolayı Toplumda ikinci plana itilmiş, ikinci kalite insan muamelesi görmeye başlamıştır. Kadının bu sebeple altedilişi, o güne dek varlığını sürdürmüş olan, her iki cinsiyeti de aşağılamayan, ezmeyen Anacıl Düzenin de sonu olmuştur. Onun yerine erkeğin, toplumun egemeni olduğu Ataerkil (Babahanlık) Düzeni geçmiştir.

Bu altüstlük, İlkel Sosyalist Toplumda açılan ilk gediği oluşturmuştur. Bu değişiklikle birlikte, aynı toplum içinde bir grup insanın başka bir grup insanı ezebileceğinin, sömürebileceğinin mümkün olduğu da görülmüş ve anlaşılmıştır.

Nitekim ondan (Anacıl Toplum Düzeninin yıkılışından) dört bin yıl sonra, Aşağı Mezopotamya’da, Sümer Kentlerinde insanlık Sınıflı Topluma geçmiştir. Bütün sınıflı toplum biçimlerinde, kadının cinsiyetinden dolayı aşağılanışı-ezilişi, sömürülüşü sürüp gitmiştir ya da sürüp gelmiştir.

Kadının sosyal açıdan ezilmişliğini fırsat bilen, sömürücü, vurguncu, yani alınteriyle para kazanmayan, her türden ahlâk anlayışından uzak sermaye sınıfına mensup erkekler, kadını cinsel zevklerini doyuracak obje olarak görmekte ve kullanmaktadırlar.

Yani kadın toplumda iki türlü sömürüye tabi tutulmaktadır.

Bu insanlık dışı duruma son vermenin ilk adımı; Kadının sosyal hayatın her alanında en aktif biçimde rol almasını sağlamaktır. Kadın, ekonomik hayatta da, siyasi ve entelektüel hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev alacaktır. Yani ekonomik hayatta erkeğin hakimiyetine son verilecektir. Kadınla erkek eşitlenecektir. Böylece de kadının aşağılanmasına yol açan (onu aşağılayan şartları devamlı üreten) mekanizma kırılmış-ortadan kaldırılmış olacaktır. Erkek egemen düzen, temeli ortadan kaldırılmış olduğu için yıkılmaya; kadın da hakkı olan saygınlığı yeniden kazanmaya başlayacaktır.

Kafaları en çağdaş bilimle, demokratik ve laik kültürle donatılan Kadınlarımız, elbette sosyal hayatın her alanında aktif bir biçimde çalışmak isteyecek ve toplumda hak ettikleri yeri alacaklardır. Tabiî bu iş siyaset yapmayı da kendiliğinden içerir. Doğaldır ki bu alanda da erkeklerle yarışacaklardır. Böylelikle kurtarılmayı, yardım edilmeyi bekleyen ve uman; zayıf, güvensiz insanlar olmaktan çıkacaklar, en insancıl ideoloji sahibi kurtarıcılar, topluma yön vericiler de olacaklardır.

Kadının Kurtuluşunun ikinci ve son aşaması da; toplumda on bin yıldan beri kökleşmiş olan, kadını aşağılayan geleneklerin, kültürün ve alışkanlıkların bütünüyle ortadan kaldırılması-silinmesiyle gerçekleşecektir.

Kurtuluş Partisi ve Kadın Örgütleri; Kadınlarımızın bu duruma yükseltilmesi için ne gerekiyorsa duraksamadan, kararlıca yapacaktır.

Halkın Kurtuluş Partisi Programından