100. Yılında Kadınların Objektifinden ve Kaleminden Laik Cumhuriyet
“100. Yılında Kadınların Objektifinden ve Kaleminden Laik Cumhuriyet” ve “100. Yılında Çocukların Gözünden Laik Cumhuriyet” konulu çağrımıza gönderilen değerli çalışmaları, gönderildiği halleriyle aynen paylaşıyoruz. Katılımcılara teşekkür ederiz.
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun
1919’da başlayıp 1923’e kadar devam eden ve dünyada ilk olarak zaferle sonuçlanan Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Laik Cumhuriyetle taçlandığı günden bu yana 100 yıl geçti.
Ülkemizin idam fermanı ve ihanet antlaşması olan Sevr Antlaşmasını imzalayan Batılı Emperyalistlerin kulu kölesi olan yöneticilerden, ulusal onurlarına sahip çıkan, bağımsızlık için ölmeyi göze alan, başta Mustafa Kemal, İsmet İnönü olmak üzere tüm silah arkadaşları ve bu vatan uğruna ölmeyi göze alan kahramanlara.
O kahramanlar sayesindedir ki Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferiyle “Sevr Antlaşması” tarihin çöplüğüne atıldı ve Lozan Barış Antlaşması imzalandı.
Ancak Cumhuriyetimizin 100. yılında ne yazık ki yine emperyalistlerin Yeni Sevr planı ile karşı karşıyayız. Ülkemizi 1950’den beri ABD-AB Emperyalizmi yönetmektedir.
Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi ile mağlubiyet yaşamış olan Batılı Emperyalistler, 1950’den bu yana, ülkemizde kurdukları kukla iktidarlarla ülkemizi Ortaçağın karanlığına götürmeye çalışıyorlar. Bunun son örneği Ortaçağcı AKP’giller’in 21 yıldır iktidarda tutulmasıdır. Emperyalistler Ortadoğu’da ki BOP planlarını gerçekleştirmek için ülkemizde AKP’giller iktidarını ve Reislerini kullanmaktadır.
1950’den beri geriye gidişin başladığı ülkemizde AKP’giller ile bu gidiş daha da hızlanmıştır. Ortaçağcı AKP zihniyeti bir taraftan ekonomik olarak ülkemizi uçuruma yuvarlarken diğer taraftan laikliği ortadan kaldırmak ve topluma Ortaçağcı gericiliği dayatmak için her şeyi yapmaktadır.
Laiklik Kadının ve Çocuğun Güvencesidir! Vazgeçmeyeceğiz!
Bu nedenle biz kadınlar başta kendimiz için ve ülkemizin geleceği olan çocuklarımız için ne pahasına olursa olsun cumhuriyetin laiklik ilkesini savunacağız ve onu kaybetmemek için savaşacağız.
Çünkü;
Laik cumhuriyet 1924’te Tevhid-i Tedrisat (Öğrenim Birliği) Kanunu ile kız ve erkek çocukların eşit eğitim almasını sağladı. Bu sayededir ki Sabiha Güryaman İnşaat Mühendisi olabildi ve bizzat Anıtkabir’in yapımında başında oldu. Adli Tıp Uzmanı Emine Haluka Dumlu, arkeolog Jale İnan, avukat Süreyya Ağaoğlu, Türkiye’de ve dünyada ilk kadın Yargıtay üyesi Melehat Ruacan, tiyatro oyuncusu Afife Jale… Liste uzayıp gidiyor.
Laik Cumhuriyet 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nu yasalaştırdı. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırılarak, kadınlara da boşanma, velayet ve mallar üzerinde tasarruf hakları tanındı. Yani laik cumhuriyet biz kadınları bir erkeğin dördüncü eşi olmak gibi aşağılayıcı, onur kırıcı bir durumdan alarak, evlilikte söz hakkı olan, hakları olan bir bireye dönüştürdü. İmam nikahı ile değil resmi nikahla, ve erkeğin “boş ol” demesiyle değil hakim karşısında eşit söz hakkı ile güvencemiz oldu.
Laik cumhuriyet 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile kadınları çalışmaya özendirmiş, 1930 yılında doğum izni hakkı verilmiş ve 8 Haziran 1936’da yürürlüğe giren İş Kanunu ile kadınların çalışma yaşamında ki esaslar düzenlenmiştir. 1937 yılında kadınların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması 1935 tarihli 45 Sayılı ILO sözleşmesi ile yasaklanmıştır. Böylece kadınlarda evde oturmak yerine üretimin içine dahil olmuş, kendi ayakları üzerinde durabilen, bir erkeğe muhtaç olmadan hayatta kalmayı başarabilen bir bireye dönüşmüştür.
Laik Cumhuriyet 1930 yılında Belediye seçimlerine katılma, 1933’te Köy Kanunu ile muhtar seçilme ve 1934’te milletvekilliği seçme ve seçilme hakkını verdi kadınlara. Bu sayededir ki 8 Şubat 1935 tarihinde TBMM’nin 5. Dönem seçimi ve ara seçimle birlikte 18 kadın millet vekili meclise girdi. Müfide İlhan ilk İl Belediye Başkanı (1950) ve Sadiye Hanım ilk Belde Belediye Başkanı (1930) oldu.
Daha pek çok ilerici yasalardan söz edebiliriz.
Laik Cumhuriyet kadını yerden kaldırmış, hakları olan ve ayakları üzerinde durabilen bir bireye dönüştürmüştür. Ortaçağcı zihniyet bundan hiç memnun değildir. Çünkü onlar erkeğin sözünden çıkmayan, çocuk doğuran, yemek yapan, hiçbir söz hakkı olmayan, gerektiğinde dövülen, üzerine bir-iki-üç kuma getirilen, parayla alınıp-satılan bir ev kölesi istiyorlardı. Laik Cumhuriyetle bunları yapamadıkları için AKP’giller Laik Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e bu yüzden düşmandırlar. Cumhuriyeti yıkmak, Mustafa Kemal’i itibarsızlaştırmak için her şeyi yapmaktadırlar.
Bugün AKP’giller iktidarı Laik Cumhuriyetle kadınlara verilen yukarıda saydığımız bu ve benzeri hakları elinden almak için kadın ve çocuk düşmanlığı yaparak son 21 yıldır acımasızca, insafsızca büyük bir kıyıma başlamıştır. 4+4+4 sistemi ile eğitimden uzaklaştırılan kız çocukları tarikat ve cemaatlerin yılan yuvasına dönüşmüş kurumlarında çocuk yaşlarda evliliğe mahkum olmuştur. AKP’giller, kadınların giyiminden kaç çocuk doğuracağına, tecavüzcüsü ile evlenmesine, kahkaha atmasına, iş yaşamında olup olmayacağına ve daha bir çok şeye karar verme hakkını buluyorlar kendilerinde.
Laik cumhuriyet kadınlarının özgür, kendine güvenen, ayakları üzerinde durabilen bireyler olmasını hazmedemeyenler, kendilerine kul köle yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ey Laik Cumhuriyetin kadınları! Uyanın! Ayağa Kalkın!
Yanınızda bir erkek olmadan dışarıya çıkamaz hale gelmek, iş yaşamından ayrılmak, evde mutfak ile yatak odası arasında bir köle olmak, eğitimden dışlanmak, bir erkeğin ikinci, üçüncü eşi olmak, tüm yasal haklarını kaybederek yok olmak istemiyorsanız, uyanın, ayağa kalkın ey kadınlar!
Afganistan, İran, Sudi Arabistan örnekleri cap canlı gözlerimizin önünde. Laik Cumhuriyet sayesinde dünyada ki tüm Müslüman ülkelerden en ileride olan, en medeni olan ülkemizin Ortaçağ karanlığına götürülmesine izin vermeyelim. Bu en çok biz kadınları ve çocuklarımızı etkileyecektir.
Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda cephede ve cephe gerisinde vatanının bağımsızlığı için mücadele eden kadınlar yolumuzu aydınlatıyor. Bizlerde 100 yıl sonra yine bu vatanın tam bağımsızlığa kavuşması için üzerimize düşen görevi yerine getirelim.
Laiklik Yoksa Özgürlük de Yoktur!
29.11.2023
Gülay Akyürek
İşçi Emeklisi