Yaşasın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız!
Yaşasın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız!
Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu şu kara günlerde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz.
AB-D Emperyalizminin dünyamızı bin ülkeli devletçik haline getirme hırsı başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı kan gölüne çevirdi. Daha da tehditleri devam ediyor. Gözünü Küba’ya dikti İran’da beklemediği direnişi görünce. Emperyalist saldırganlık gittiği her yere kan, ölüm, zulüm göz yaşı götürüyor. En son ABD Emperyalizmi ve onun faşist, bunak, pedofil sözde lideri Trump’ın ve Ortadoğu’daki bekçi köpeği Siyonist İsrail’in İran’a yönelik saldırısında ilk katledilenler masum kız çocukları oldu. İşte bu yıl 23 Nisan’da bizim Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız’da İran’ın ulusal egemenliğine yönelik yapılan bu saldırıyı kınıyor, çocukların katledilmesine neden olan bu saldırganlığa lanet okuyoruz.
İşte biz Kurtuluş Partililer içinde yaşadığımız düzende ulusal egemenliğin önemini bilinçlerimize çıkararak eylemler gerçekleştirdik.
Ankara
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için Anıtkabir’de Mustafa Kemal’in huzurunda, saat 14.00’te bu bayramı kutlamak ve açıklama yapmak istedik. Ancak AKP’giller Mustafa Kemal’in kalpaklı resmi ve üzerinde “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazan pankart ve flamaların Anıtkabir’e girmesine yasak getirdi. Yani Mustafa Kemal’in ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’e, kendi resmi ve kendi sözünün yazılı olduğu pankart hiçbir yönetmelik ve tüzükte yasak olmamasına rağmen alınmıyor. Onu gerçekten anlayan Kurtuluş Partililer ile buluşması engellenmeye çalışılıyor.
İşte bu nedenle Anıtkabir nizamiyesinde yapmak zorunda kaldığımız eylemimizde Partimiz Kadın ve Çocuk Komitesi üyesi Reycan Çakır Yoldaş’ımız basın açıklamasını gerçekleştirdi.
Basın açıklamasından sonra Partimiz Disiplin Kurulu Başkanı Av. Ayça Okur Yoldaş’ımız da bir kez daha Anıtkabir’e Mustafa Kemal’in kalpaklı resmini ve sözünü almayan AKP’giller iktidarına şöyle seslendi:
“Değerli Halkımız;
“Arkamda gördüğünüz Anıtkabir, Gazi Meclis’in, gerçek Gazi Meclis’in kurucusunun ebedi ikametgahı. İşte bizler bu ikametgaha, onun huzuruna, Mustafa Kemal’in huzuruna onun sözü ‘Bağımsızlık Benim Karakterimdir’ sözüyle bu bayraklarla giremiyoruz.
“Daha önce girdik Anıtkabir’e. Mustafa Kemal’i selamladık. Ona tazimlerimizi sunduk ama artık izin vermiyorlar.
“Bugünler de geçecek!
“Ve onun huzuruna çıkacağız. Bu sözün gerçek anlamının sahipleri, Onu gerçekten benimseyenler Onun huzuruna çıkacaklar.
“Ve selamlayacağız, diyeceğiz ki alnımızı gere gere, göğsümüzü gere gere; ‘Biz, senin bu özlü sözünü ‘Bağımsızlık Benim Karakterimdir’ sözünü, ‘Emperyalistler İşbirlikçiler Geldikleri gibi Gidecekler’ özdeyişini ve emanetini yerine getirdik. Başımız ak, vicdanımız rahat’ diyeceğiz.”
Ardından eylemimiz sloganlarla sona erdi.
Bursa
Bursa’da Yoldaşlarımız saat 14.00’te Bursa Kent Meydanı’nda eylemlerini gerçekleştirdiler.
“23 Nisan Emperyalizme ve Saltanata Karşı Mücadele, Çocuklar İçin Umuttur” yazan pankartın açıldığı eylemde açılış konuşması Kadın ve Çocuk Komitesi üyesi Göksel Söğüt Yoldaş tarafından, basın açıklaması Bursa İl Başkanımız Av. Halil Ağırgöl Yoldaş’ımız tarafından yapıldı.
Açıklamanın ardından sloganlarla eylemimiz sona erdi.
İstanbul
İstanbul’da eylemimizin adresi Bakırköy Özgürlük Meydanı’ydı.
“23 Nisan’a Egemen Olan Devrimci, Yurtsever, Antiemperyalist Ruhu, İkinci Kurtuluş Savaşçıları Yaşatıyor”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler” pankartları ve dövizler taşındı.
Eylemde önce çocuklarımız söz alarak düşüncelerini yansıtan kendilerinin kaleme aldığı yazıları ve şiirleri okudular. Ardından Gençlik Komitemizin üyesi Berfin Yetgin Yoldaş açılış konuşmasını yaptı. Basın açıklamasını da Deren Arslan Yoldaş gerçekleştirdi.
Halkımız açıklamamıza açıklamamıza yoğun ilgi gösterdi. Hep birlikte attığımız coşkulu sloganlarla eylemimiz sona erdi.
İzmir
İzmir’de Yoldaşlarımız, 23 Nisan bildirilerimizi Kültürpark içerisinde halkımıza dağıttıktan sonra, Kültür Park Lozan Kapısı girişinde saat 17.00’de eylemlerini gerçekleştirdiler.
İzmir Marşı ile başlayan eylemimizde “23 Nisan’a Egemen Olan Devrimci, Yurtsever, Antiemperyalist Ruhu, İkinci Kurtuluş Savaşçıları Yaşatıyor”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazan pankartlar açıldı ve çeşitli dövizler taşındı. Eylemde, açış konuşmasını ve basın açıklamasını İzmir Gençlik Komitesinden yoldaşlarımız yaptı.
23 Nisan bildirimizin okunmasının ardından, Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir İl Başkanı Av. Tacettin Çolak Yoldaş söz aldı. Yoldaşımız konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Saygı
değer İzmir Halkı;
Halkın Kurtuluş Partisi neden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na sahip çıkıyor?
Neden 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’na sahip çıkıyor?
Neden Cumhuriyet Bayramı’na sahip çıkıyor?
Çünkü bu ülke Osmanlı’nın küllerinden doğdurulmuş büyük kahramanlıklar sayesinde, Batılı Emperyalistleri dizi getiren önderlerin kurduğu Cumhuriyeti sahiplenen bir partidir.
O nedenle Cumhuriyetin kurucularının ulusal bayramları çocuklarımıza, gençlerimize armağan etmelerinde büyük bir anlamı ve önemi vardır. Öyle ki Çanakkale’de, emperyalistlere Çanakkale’yi geçilmez yapan kahramanlar içerisinde üniversite öğrencileri, tıp fakültesi öğrencileri ve hatta liseli gençlerimizde vardır. Hani o türkülerimize yansıyan “kınalı kuzularımız” gençliğin baharında emperyalizme karşı mücadele ederek, kurşun sıkarak şehit olmuşlardır. O 1915 döneminde, İstanbul’da üniversiteden tıp fakültesi mezunları çıkmamıştır, o savaşta şehit olan gençlerimiz yüzünden. O nedenle ulusal değerlerimize, ulusal kazanımlarımıza sahip çıkan bir partidir Halkın Kurtuluş Partisi.
Ve aynı zamanda bu ülke kendiliğinden var edilmedi. Bu ülke aynen bugün olduğu gibi Amerikan Emperyalizminin kendini dünyanın sahibi sanıp, Ortadoğu başta olmak üzere Latin Amerika’da, Afrika’da her türlü alçaklığı, namussuzluğu yaptığı gibi bundan 100 yıl öncede İngiliz Emperyalizminin liderliğinde aynı işgalci politikalarını, askercil anlamda da hayata geçirmek istiyorlardı. İşte bu saldırganlığa karşı kahraman mücadelemizi başaran Birinci Kuvayimilliye’nin önderleri, emperyalizmi ilk defa yeryüzünde yenilgiye uğratan liderlerdir.
Hindistan’ın ulusal önderi Gandhi ne diyor biliyor musunuz o zamanlar?
“Türkler İngilizleri Çanakkale’de yenene kadar biz tanrıyı İngiliz bilirdik” diyor.
Yani böylesine dünya haklarına, mazlum haklara ilham kaynağı olmuş bir mücadele yürüten atalarımızın torunlarıyız. O nedenle bu ulusal bayramlarımıza biz sonuna kadar sahip çıkıyoruz.
Peki bugün bu bayramların hakkını tam teslim edebiliyor muyuz?
Maalesef hayır!
Ülkedeki siyasiler, başta AKP’giller iktidarı olmak üzere, ana muhalefeti de yavru muhalefeti de artık Amerikan Emperyalizminin dümen suyuna girmiş satılmışlar güruhudur. İran’da bir defa da Minab kentinde, 168 kız öğrenciyi katleden Amerikan Emperyalizmine karşı tek kelime edememiştir bu siyasi iktidar ve muhalefet liderleri. Tek yaptıkları siyaseten İsrail’i eleştirir görünüp, aynı zamanda ticareti faaliyetlerini yürütendir bu siyasi iktidar. Aynı zamanda ülkemizin kara sularından İsrail’e savaş malzemelerinin taşınmasına izin verendir bu siyasi iktidar.
Ve Emperyalistler dünyanın her tarafında çocuk katliamı yapmaktan geri durmuyorlar. Filistin’de de çocuk katliamı yapıyorlar, Lübnan’da da bunu yapıyorlar. Sadece konvansiyonel silahları kullanarak askercil anlamda bir katliamla da yetinmiyorlar ambargolarıyla da çocuk katlediyor bunlar. Bakın Küba’yı, 70 yıldır abluka altında tuttukları yetmiyormuş gibi bir de alçakça, namussuzca şimdi Küba’nın enerji kaynaklarına ambargo uyguluyorlar. Ve Küba’da artık elektrikler yok. Küba’da hastanelerde ameliyat edilemiyor insanlar. Küba’da yeni doğan çocuklar, bu ambargoya rağmen, son yıllara son aylara kadar her yeni doğan çocuğa günde bir litre süt veren Küba Devleti, maalesef bu yardımı yapamıyor. Küba’da doğum anında bebek ölümleri sıfırken, şu anda bin canlı doğumda dört çocuk ölüyor.
Neden ölüyor?
Bu alçak, namussuz emperyalistlerin ambargoları yüzünden.
O nedenle emperyalizm demek, kan demek, gözyaşı demek, katliam demektir. Bu nedenle biz, emperyalizmi dize getiren Birinci Kuvayimilliyeci Atalarımızın mirasına sahip çıkıyoruz.
Bugün 23 Nisan!
Bu 23 Nisan’da iktidarın Millî Eğitim Bakanlığı tamamen göstermelik bir program hayata geçiriyor. Aslında onu da yapmıyorlar. Bazı okullarda kendi inisiyatifiyle kutlamalar yapan kahraman yöneticilerin dışında artık ulusal bayramlarımız da yasak savma babından geçiştirilir hale geldi.
İşte biz bu nedenle biz; 23 Nisan’a, 19 Mayıs’a, 29 Ekim’e sonuna kadar sahip çıkmaya devam ediyoruz.
Bir hafta sonrada 1 Mayıs geliyor. İşçi Sınıfının Birlik Mücadele Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’a da Halkın Kurtuluş Partisi sonuna kadar sahip çıkıyor. 1 Mayıs’ın özünden, anlamından Türkiye’ye özgü özellikle 1977’de Taksim’de katledilen şehitlerimize ihanet edercesine, anavatanından uzaklaştırılıp Kadıköy’lere hapsedilmesine de karşı çıkıyor Halkın Kurtuluş Partisi. 1 Mayıs’ta, İşçi Sınıfını alanlara çağırmanın da bir oportünizm, bir mücadele kaçkınlığı olduğunu da savunuyor Halkın Kurtuluş Partisi.
Neden?
Bizim gibi devrimini başarmamış ülkelerde, İşçi Sınıfının kendi özgücünü Parababalarına karşı, düşmana karşı gösterdiği, dosta düşmana kendi gücünü kabul ettirdiği bir mücadele günüdür 1 Mayıslar. O nedenle ülkede merkezi tek bir 1 Mayıs’tır özüne uygun, 1 Mayıs.
Halkın Kurtuluş Partisi ülkedeki tüm kanunsuzluklara, hukuksuzluklara ve keyfiliklere karşı gücü oranında sonuna kadar mücadele etmeye devam edecektir. Halkın Kurtuluş Partisi gençliğin dinamizmiyle, İşçi Sınıfının ideolojisinin önderliğinde emekçi halkımızla birlikte Demokratik Halk İktidarını kuracak biricik güçtür.
Saygılar sunarım.”
Gaziantep
Gaziantep İl Örgütümüz Demokrasi Meydanı’nda Atatürk Anıtına çelenk bıraktı.
Antalya
Antalya İl Örgütümüz ise Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtına çelenk bıraktı.
Basın açıklamalarımızda “Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler”, Gün Gelecek, Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek”, Kahrolsun ABD AB Emperyalizmi” “Mustafa Kemal Ölümsüzdür” “Halkız, Haklıyız Yeneceğiz”, “Yaşasın 23 Nisan”, “Bağımsızlık Bizim Karakterimizdir”, “Davamız Halkların Kurtuluş Davasıdır” “Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız” sloganları atıldı.
23.04.2026
Eylemlerimizde okunan basın metninin tamamı aşağıdadır.
Ulusal Egemenliğimize Göz Dikenler ile Çocuklarımızın Katline Sebep Olanlar
AB-D Emperyalistleri ve Onların Yerli Uşaklarıdır
Kutlu Mu 23 Nisan?
ABD ve AB Emperyalistlerinin ve onların yerli işbirlikçileri günümüzün Vahdettin’leri, Damat Ferit’leri, Nemrut Mustafa Paşa’ları, Ali Kemal’leri, Dürrizade Abdullah’ları olan Ortaçağcı AKP’giller’in hiçbir zaman hazmedemediği, unutturmak, izini, tozunu silmek istediği Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı komuta eden Türkiye Büyük Millet Meclisi 106 yıl önce 23 Nisan 1920’de kuruldu.
Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın zaferiyle kurulan Laik Cumhuriyet’in sembolü olan bu Gazi Meclis; kuruluşunun 106’ıncı yılında ne yazık ki “ulusumuzu mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme” teslim olmuştur. Onların güdümüne girmiştir. “İnsan soyunun başdüşmanı ABD Haydut Devleti”nin, saldırgan, işgalci savaş örgütü NATO önünde hizaya girip diz çöken partilerle doldurulmuştur ve Milletin Meclisi olmaktan çıkarılmıştır. Artık ulusal egemenliğimizin dayanağı değildir!
Finlandiya’nın NATO’ya alınıp alınmaması oylamasında 1 adet bile Hayır oyu çıkmayan bu Meclis, 23 Nisan 1920’de kurulan Gazi Meclis olamaz!
Ne diyor CIA Şefi Nelson Ledsky?
“Biz Türkiye’de Meclisin her yerindeyiz. Bütün siyasi partileri biz yönetiyoruz”.
ABD Emperyalist Haydudunun casus örgütü CIA’nın, sağından soluna her yerinde cirit attığı bir Meclis, Emperyalist Yedi Düvele karşı verilen Bağımsızlık Savaşına komuta eden, bu savaşı Ulusal Egemenlikle taçlandıran Gazi Meclis olamaz.
Peki, Mustafa Kemal ve Kuvayimilliyeci Atalarımızın Ulusal Egemenliğin sembolüne dönüştürdükleri Gazi Meclis artık kimin Meclisidir?
Bu Meclis artık:
“Keşke Yunan Galip Gelseydi”cilerin,
İnsanlığı Ortaçağ karanlığına götürmeye yeminli tarikatlara, cemaatlere hayır diyemeyenlerin,
Çocuklarımıza tecavüzü “bir kereden bir şey olmaz” diyerek alkışlayanların,
Bu Ortaçağcı kurumların varlığına son vermek için kılını kıpırdatmayanların,
Mustafa Kemal’in kurduğu Partiyi özünden uzaklaştıranların,
“Terörsüz Türkiye”, “Barış ve Demokrasi Süreci’ demagojileriyle halkımıza yutturulmaya çalışılan ihanet sürecinin ulaşacağı hedef olan Ortaçağcı Faşist Din Devletine giden yolun taşlarını sağlı sollu örenlerin,
Lozan’a saldırıp Ege’deki 20 Ada’mızı Yunanistan’a peşkeş çekenlerin,
Montrö’yü delerek Boğazlarımızın üzerindeki egemenlik haklarımızı NATO’ya devredenlerin Meclisidir.
Ulusal Egemenliğimizin sembolü olan Gazi Meclis, Gerçek Devrimcilikle, Solculukla, Yurtseverlikle, Halkseverlikle bir ilgileri olmayanlarla dolmuş durumda. İşte bu kuklalar, kuklacı ABD Emperyalist Haydudunun ajan örgütleri, Pentagon’u, Washington’u tarafından BOP yani Yeni Sevr çerçevesinde oynatılmaktadır. Bu güruh, Türkiye’yi elbirliğiyle her gün santim santim ilerleterek BOP cehennemine doğru sürüklemektedir.
Ortaçağcı AKP’giller’in yere göğe sığdıramadıkları atalarının, ülkemizi tıpkı 106 yıl önce Sevr Bataklığına sürükledikleri gibi…
İşte, Ortaçağcı Faşist Din Devletine koşar adım götürüldüğümüz bu karanlık günlerde, her birimizin yüreklerini yakan, gözyaşlarımızı döktürten arka arkaya kahredici olaylar yaşıyoruz. Daha birkaç gün önce Siverek ve Kahramanmaraş’ta okullarda silahlı saldırılar yaşandı. Bu saldırılardan birinin faili de çocuk, 14 yaşında daha. Ne yazık ki bu saldırılarda 9 çocuğumuz ve bir öğretmenimiz yaşamını kaybetti. Yavrularımız daha hayatlarının baharında yok olup gittiler.
Çocuklarımızı bu duruma düşüren ortam; Kanlı Zalim ABD Emperyalist Haydudu tarafından iktidara getirilen ve onlara uşaklık görevlerini yapmak kaydıyla iktidarda tutulan Halk düşmanı, kadın düşmanı, Çocuk düşmanı, laiklik düşmanı, bilim düşmanı, Ortaçağcı gerici AKP’giller iktidarı tarafından 24 yıldır adım adım örüldü. Ülkemizi Ortaçağcı Faşist Din Devletine ve Yeni Sevr hain planına sürüklemenin çok önemli bir parçasıdır bu felaketler.
Vatanımızın ulusal egemenliği böylesi bir tehdit altındayken kendilerine dünyada ilk defa bir bayram armağan edilen çocuklarımızın durumu nasıl peki?
AKP’giller iktidarında en basit çocuk gereksinimleri bile karşılanamıyor. Anne ve babasıyla, arkadaşlarıyla tiyatroya, sinemaya, konsere, dışarıda vakit geçirmeye gidebilmeyi hayal dahi edemiyor çocuklarımız.
Tarikat-cemaat evlerinde zorbalık ve istismarlara uğruyorlar. Ruhlarında derin izlerle, travmalarla yaşamak zorunda kalıyorlar. Ortaçağcı gericiliğin dogmalarıyla kafaları yakılan çocuklarımız insanlıklarından çıkarılıyor. İnsan ruhunun temel besini olan sevgiden yoksun bırakılıyor, çocuklukları öğütülüyor bir anlamda.
Laik ve Bilimsel eğitimin kırıntısının dahi bırakılmadığı, Ortaçağcı gericiliğin kıskacına girmiş, Peşaver Medreselerinden farksız hale gelmiş olan okullarda, öğrenmenin tadına varabilmesi, çocuk ruhunu beslemesi, yaratıcılığını geliştirebilmesi, sosyalleşebilmesi, bedenen, zihnen, ruhen sağlıklı olabilmesi mümkün olamıyor.
Çocuk İşçiliğin yasal kılıfa büründürüldüğü bir AKP’giller projesi olan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM)’lerde 2024-2025 öğretim yılı içerisinde en az 72 çocuk çalışırken iş cinayetine kurban gitti.
Çocuklar beslenemiyor. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek teklifleri AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor. Kendileri Meclisin ceylan derisi koltuklarında oturup Meclis lokantasından 66-100 TL arası fiyatlardaki etli yemekleri ve kavurmaları mideye indirirken, bizim çocuklarımız okullarda bundan çok daha pahalıya yedikleri tavuk dönerlerden zehirleniyor. Birçok çocuğumuz okul kantinlerinin yanına bile yaklaşamıyor. Okula aç gidip eve aç dönen çocuklarımız var. Temiz içme suyuna dahi erişemiyor çocuklarımız.
Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği verilerine göre, Türkiye’de 5 yaş altı çocuklarda yetersiz beslenmeye bağlı bodurluk (kronik beslenme yetersizliği) oranı yaklaşık yüzde 10 civarında. Kronik beslenme bozukluğuna bağlı bodurluk yüzde 12-16, düşük gelirli hanelerde ise yüzde 43’ün üzerine çıkabiliyor.
Çocuklarımızı aç bırakmakla, beyinlerini Ortaçağcı hurafelerle doldurmakla kalmadılar, ülkemizden kaçırılan çocukların da götürüldüğü Epstein Adası adlı çocuk öğütme merkezinde yüzlerce çocuğun bedeninde ve ruhunda onulmaz yaralar açtılar. Çocuklarımızı katlettiler.
ABD Emperyalistleri bir yandan da bekçi köpeği İsrail’le birlikte Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Filistin’de, Gazze’de Ekim 2023’ten bugüne 72 binden fazla Filistinli katledildi. Katledilenlerin 18 binden fazlası çocuk. Katil ABD ve Siyonist İsrail çocukları sadece kurşunlarla değil, aç ve susuz bırakarak da öldürdüler. Yüzlerce çocuk yetersiz beslenmeden dolayı acılar içinde kıvranarak yaşamını kaybetti.
Dünyanın baş haydudu ABD Emperyalistleri ve onun faşist, bunak, pedofil lideri Trump Sosyalist Küba’ya da saldırı hazırlığında olduğunu ağzından salyalar akıtarak geveliyor sürekli. Saldırılarına, Küba’ya yönelik gelmiş geçmiş en büyük ablukayı uygulayarak başladılar bile. Günde sadece 2-3 saat elektrik verilebilen ülkede, ameliyat olmayı bekleyen 90 binin üstünde hasta ameliyat edilemiyor. 30 binin üzerinde yenidoğan ve gebenin yanı sıra diyaliz gibi makineye bağlı yaşayan hastaların hayatları tehdit altında. Küba Halkı ve Kübalı çocuklar yeterli gıdaya ve temiz suya erişmekte de sorun yaşıyor.
ABD Emperyalistleri, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altında Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek istiyorlar. Bu kapsamda Libya ve Suriye’den sonra şimdi de İran’a saldırıyorlar. ABD-Siyonist İsrail, saldırıların ilk gününde bombaladıkları Şahare Tayyebeh Okulu’nda 168 küçücük kız çocuğunu katletti. Bu Emperyalistlerde vicdan yok, merhamet yok, insan sevgisi yok. Ama işte İran Halkı ABD Emperyalistlerine kan kusturuyor, savaşıyor, ülkesini onlara bırakmıyor. ABD ve Siyonist İsrail’i dize getiriyor!
İşte bu şartlarda Kutlu mu 23 Nisan?
Hayır!
Ama ciğerimiz paramparça olmuş olsa da, acılar içinde olsak da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ısrarla ve inatla sahipleniyoruz. Korumaya çalışıyoruz. Bunca kötülük ve acılar içinde çocuklarımıza 23 Nisan’ı fırsat bilerek ulusal egemenliğin önemini ve değerini aşılamaya çabalıyor azıcık nefes alabilsinler diye kutlamaya çalışıyoruz.
Biz Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu toprakların İkinci Kurtuluş Savaşçıları, Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızda Yörük Ali Efe Çetesi’nde elde silah Emperyalist Yedi Düvele karşı mücadele eden Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencileri, Genel Başkanımız Nurullah Efe’nin öncülüğünde çocuklarımızın ve halkımızın her gününün bayram olacağı günler için mücadele ediyoruz. Eninde sonunda bu mücadeleyi biz kazanacağız!
Çocuklarımızın aç yatmadığı, çocukluklarını yaşayabildiği, anaların ağlamadığı günler bizim ellerimizle gelecek. Devrimci Ozan Nazım Hikmet’in dediği gibi “Çocuklar inanın, inanın çocuklar güzel günler göreceğiz!”
Çocuklar Öldürülmesin, Şeker de Yiyebilsinler!
Mustafa Kemal Ölümsüzdür!
Yaşasın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı!
HKP Genel Merkezi
22.04.2026