Genel Başkanımız Nurullah Efe Ankut’un 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü İçin Yaptığı Konuşma

08.03.2024
187

 

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Keşke yarımız olan kadın arkadaşlarımıza; “Bu gününüz kutlu olsun”, diyebilseydim gönül ferahlığıyla. Ama ne yazık ki o ferahlığı taşımıyor yüreğimiz.

Gazetelerin üçüncü sayfalarına bakmaya insanın eli varmıyor. Siz de tanık oluyorsunuzdur, en az bir, bazen iki, üç kadının birden eşleri, sevgilileri, eski eşleri, aile yakınları tarafından acımasızca katledildiğini görüyoruz, buna tanık oluyoruz.

İşte bugünün Sözcü Gazetesi, üçüncü sayfası. Yukarıda:

“Eşini vurarak öldüren caniye müebbet hapis…”

Eşiyle tartıştı diye iki kurşunla çekip öldürüyor.

“Yanı başında eşini intihara sürükleyen koca sekiz yıl hapse çarptırıldı.”

Altında:

“Boşandığı karısını tabancayla vurup yaşamına son verdi.”

Yani her gün benzer haberler…

Tayyipgiller iktidarı döneminde dokuz bin civarında böyle masum kadın, erkekler tarafından katledilmiştir. Taciz ve tecavüzlerin sayısı alabildiğine artmıştır. Ama buna rağmen Tayyip’e oy veren insanlar arasında yapılan bir istatistiki araştırmaya göre, kadınların oranı yüzde 5 daha yüksekmiş erkeklerden. Cehalet arttıkça toplumda, Tayyipgiller’e oy verenlerin oranı da artıyor. Ne yazık ki özellikle yoksul kesimlerdeki kadınlarımızdaki cehalet, erkeklere oranla çok daha fazla. Okula gönderilmeyenler, ilkokuldan sonra ortaöğrenime bile gönderilmeyen kadınların sayısı milyonlarca. Böyle olunca, cahil insanı kandırmak, üç beş yaşındaki çocuğu kandırmak kadar kolay oluyor bu Tayyipgiller tarafından.

Oysa bu Tayyipgiller kadına asla insan gözüyle bakmazlar. Kadını asla erkekle eşit kabul etmezler. Bizzat Tayyip defalarca söyledi; “Kadın fıtraten erkeğe eşit değildir”, diye. Bunların hocaları, imamları, Din İşleri Bakanı Ali Erbaş’ları hep aynı şeyi söyler: Kadın erkeğe eşit değil…

Bunu neye dayandırırlar?

İslam’a, Kur’an’a, Hadise ve Siyer döneminde yaşanan olaylara, Hz. Muhammed ve Sahabelerin kadınlara karşı yaklaşımına dayandırırlar, biliyorsunuz.

Özellikle Medine İslam’ı, Köleci Toplumun İslam’a bakışının aşağı yukarı, birebir demesek bile büyük oranda yansımasıdır Kur’an’a ve Hadise, Sünnete.

İslam’da dört eşle evlenmek var mı?

Var.

Üç kere “Boş ol” diyerek kadını boşamak var mı?

Var.

Kadına cinsel mahrumiyet uygulamak var mı?

Var.

Kadını, dikbaşlılık yaptı diye dövmek (darp etmek) var mı?

Var.

Yenilen bir toplumdan kadının cariye olarak esir alınıp kullanılması var mı?

Var.

Cariyelerin insan sayılmaması var mı?

Var.

Nedir cariyeler?

Mütekavvim maldır. Yani dince helal sayılan maldır. Hem cinsel açıdan sömürülür, hem alınır satılır bir metadır. Bu gözle bakılır kadına.

Oysa hiçbir savaşta kadınların savaşın çıkmasına yönelik bir etkisi, bir kışkırtması olmamıştır. Buna rağmen savaşlarda en büyük acıyı çeken, zulme uğrayan kadınlar ve çocuklar olmuşlardır.

İşte bu yüzden İslam Toplumları kadınlar için katmerli bir cehennemdir.

Batı’daki gelişkin kapitalist toplumların, emperyalist toplumların kadınları da özgür değildir. Oralarda da kadınlar cehennem hayatı yaşamaktadır, zulme uğramaktadır, tacizlere, tecavüzlere, cinayetlere kurban gitmektedir, uğramaktadır.

Ama bizim gibi geri ülkelerde ve İslam Toplumlarında bu oran gittikçe artmaktadır, katmerlenmektedir. Kapitalist düzende egemen sınıflar, insanları yük hayvanları olarak görürler. Kendini halkına ve insanlığın kurtuluş davasına adamış, insanlığın bu hayvancıl konaktan kurtulup gerçek insancıl bir konağa sıçramasına adamış  bizim gibi komünistler dışında hemen herkes sadece kendi çıkarlarını düşünür kapitalist düzende. Kendi çıkarlarına odaklanmayan bir işveren, diğer işverenlerle rekabet edemez. Patronluğunu, şirketini büyütemeyeceği gibi, koruyamaz bile. Sadece kârını, vurgununu, sömürüsünü büyütmeye odaklanır o. Böyle olunca insanlıktan çıkar tabiî. İnsanları, erkekleri bile yük hayvanı olarak görünce kapitalist toplumun egemen sınıfına dahil insanlar; kadınları elbette daha zayıf, daha güçsüz oldukları için daha fazla ezecekler, sömürecekler, zulmedeceklerdir onlara. Cinsel olarak da istismar edeceklerdir.

Bu açılardan kapitalist toplum egemen oldukça kadınların kurtuluşu söz konusu değildir. Tüm sosyal eşitsizliklere son verdiğimiz anda, insanları bir anadan doğmuş kardeşler gibi rızıkta yani maddi yaşamda eşit kıldığımız anda, kadınlar da gerçek anlamda özgürleşmiş olacaktır. Kadını ezen hiçbir maddi güç kalmayacaktır. Maddi güce sahip insan ve erkek kalmayacaktır.

Sosyalist Kamp yıkılırken 90’larda Bulgaristan’dan yığınla göç oldu ülkemize. O göçlerle gelen kadınlara sorup öğrenebilirsiniz. Dürüst, içtenlikli olanları anlatır. “Biz Bulgaristan’da gece yarıları evimize gider, yollara çıkar, tiyatrolara sinemalara gider evlerimize dönerdik. Toplantılara gider evlerimize dönerdik; hiçbir endişe, korku duymazdık. Çünkü hiçbir saldırı olmazdı; erkekler tarafından taciz, rahatsız edilme yaşamazdık. Böyle bir şey düşünmezdik”, derler. Tanık olmuşuzdur biz böyle konuşan dürüst göçmen kardeşlerimize.

Küba’da, kadın cinayeti yok. Zaten cinayet senede birkaçı geçmez, kadın cinayeti hiç olmaz. 11 milyonluk nüfusa sahip bir ülke.

Niye?

Çünkü insanın insanı ezmesi yok. Ve insanlar eğitimli, sosyalist bilince sahip. İnsanlığın yarısıdır kadın. O bakımdan kadın her bakımdan erkeğe tam anlamıyla eşittir sosyalist toplumlarda.

Bizim de defalarca söylediğimiz gibi kişiliğimizin şekillenmesi sürecinde kadınların çok belirleyici etkisi olmuştur. Başta rahmetli Anacığım… Tüm mahallenin Atiye Abla’sıydı. Kışın odunsuz kalan, unsuz, ekmeksiz, yağsız, bulgursuz, mercimeksiz, nohutsuz kalan sadece bizim kapımızı çalardı ve Atiye Abla’ları onları hiç boş döndürmezdi. Böyle bir Atiye Abla’ydı, yüreği sevgi dolu… Acı çekenlerin imdadına koşan, onların acılarını yüreğinde duyan.

Sonra ilkokul öğretmenim Seniha Hanım. Kendini öğrencilerine adamıştı. Hiç evlenmeden ömrü geldi geçti. Öğrencilerini yetiştirip her bakımdan güvenilir insan yapmaya adamıştı kendini. Yine ortaokulda Fizik Öğretmenimiz Nazife Hanım. O da öylesine fedakâr, öğrencileri için canla başla çalışan bir Hoca Hanımdı. Sosyalistti de üstelik. Üniversite hayatımızda da çok saygıdeğer kadın öğretmenlerimiz oldu bizim, hocalarımız oldu. Prof. Bedia Akarsu bizim hocamızdı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde okurken. 2016’da kaybettik, rahmetli oldu. Prof. Necla Arat yine saygıdeğer bir hocamızdı. Şu an hayatta o. Her bakımdan güvenilir bir hanımefendidir, öğretmendir, eğitimcidir.

Bu sebeple Kadın Sorunu, özel ilgi alanımız oldu bizim. Bu konuda kafa yorduk. İnsanlığın tüm evrim süreci boyunca kadının oynadığı rolü araştırdık. İslam’da kadının yerini araştırdık. Bu konularda kendi alanında orijinal sonuçlara vardık ve bunları kitaplaştırdık. İşte aşağıda kitaplarımız. Dört kitabımız:

“Kadınların Kurtuluşu İşçi Sınıfının Kurtuluşundan Bağımsız Değildir”, “Kadın İnsanlığa Geçiş Tarih Sosyalizm”, “Türban Konusu ve İşin Aslı…”, “Ömürleri Talan Edilen Kız Çocukları” kitaplarının görselleri girecek!!!

Özetçe söylersek; Kadının Kurtuluşu Sosyalizmdedir. Başka türlü kadının kurtuluşu asla söz konusu olamaz. Başka türlü kurtuluş arayanlar, sadece Kadınların Kurtuluşunu geciktirirler, engellerler ve dolayısıyla da zarar vermiş olurlar davaya.

Er geç insanlarımız, halkımız, kadınlarımız bu konuda da bizi anlayacaklardır.

Her şeye rağmen kadınlarımıza, “Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun”, deriz.

Kalın sağlıcakla…

08 Mart 2024

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.