Yeter Artık! Analar Ağlamasın!

Yeter Artık!

Analar Ağlamasın!

“Anaların yürekleri göğüs kafeslerinde değil, çocuklarındadır. Kaç çocukları varsa o kadar parçaya bölünmüştür. Her bir parçası, bir çocuğuyla birliktedir. Onu kaybetti mi bir parçasını da kaybeder ve ömrü boyunca eksik kalır hep..” HKP Genel Başkanı Nurullah Efe Ankut

Canice katledilerek ya da alınmayan tedbirler nedeni ile bu hayattan kopartılan, hayatları karartılan insanlar…

Yine analar ağlıyor.

Yine genç bedenler toprağa veriliyor.

Onlar için gözyaşı döken ve adaletin yerine gelmesi için mücadele eden, direnen kadınlar ANALAR… Her gün içimiz yanarak, kahrolarak haberleri izliyoruz. “Bir kadın eski eşi tarafından sokak ortasında çocuklarının gözü önünde bıçaklanarak öldürüldü”, “Evlenme teklifini kabul etmeyen kadına kurşun yağdırdı”, “Kıskançlık yüzünden sevgilisini öldürdü”… Gerekçeler uzayıp gidiyor. Ne hayallerle ne umutlarla dünyaya çocuklarını getiren anneler genç yaşta çocuklarını gözyaşları ile kahrolarak kara toprağa bırakıyor.

Bu kahrolası parababaları düzeninde kadın katliamları ne yazık ki katlanarak devam ediyor. Sadece 2025 yılının ilk altı ayında 136 kadın katledildi, 145 kadının ölümü şüpheli bulundu.

Anaların çilesi bitmiyor.

Bu kez de karşımıza öğrencileri okuldan uzaklaştıran, patronlara ucuz iş gücü sağlayan MESEM adı altında bir proje ile güvencesiz, çok ağır işlerde çalıştırılan öğrencilerin iş cinayetleri ile hayattan kopartılmaları karşımıza çıkıyor. Staj adı altında işyerlerine gönderilen öğrenciler ne yazık ki her türlü baskıyı, sömürüyü yaşıyor. Bu da yetmiyormuş gibi bir de “iş kazası” adı altında hayatlarını kaybediyorlar. Yine anaların yüreğinin baş köşesine hiç bitmeyen bir acı yerleşiyor.

AKP’giller’in Laik eğitimden uzaklaşarak bilimsellikten uzak gerici eğitim sistemi ile okullardan uzaklaştırılan çocuklarımızın ellerine bıçaklar, silahlar, uyuşturucular verilerek hem bu gençler ölüyor hem de başka gençleri katlettiriyorlar.

Yine onlarca ananın yüreği yanıyor.

12 askerimiz göz göre göre ölüme gitti. Günlerce haberlerini gözyaşları ile izledik. 12 asker aynı anda bir mağarada nasıl can verir? Mağaradaki metan gazından zehirlendikleri söylenen 12 vatan evladı yaşama veda etti. Anaların yüreğine bir kez daha kor bir ateş düştü. Çok zor koşullarda büyütüp askere gönderdikleri evlatları, baba ocağına bir tabutun içinde döndü. Her zaman olduğu gibi bu olayda da 12 vatan evladının hayatını kaybetmesinin hiçbir sorumlusu yok.

10 vatan sevdalısı daha hayatını kaybetti.

5 AKUT 5 itfaiye görevlisi olmak üzere 10 vatan sevdalısı Eskişehir’deki orman yangınında hayatını kaybetti. Yine on ailenin evine daha ateş düştü. Yangına müdahalede hiçbir koruyucu malzemenin, bir gaz maskesinin bile verilmediği bu olayda yine anaların canından can gitti. Bu ölümlerde de yine ne yazık ki sorumlu yok.

2 asker gıda zehirlenmesinden hayatını kaybetti.

Evet acılar bitmiyor. Birkaç gün önce İskenderun’da “ateş” şikayeti ile hastaneye kaldırılan 7 askerden 2’si hayatını kaybetti. MSB’den yapılan açıklamaya göre ölümler “gıda zehirlenmesi”. Ve sorumlular hakkında tahkikat başlatılmış. Başlatsanız ne olacak? Nasıl olsa asıl sorumlular yargılanmayacak, yargılananlara da basit cezalar vereceksiniz. Yine herkes kendi yoluna. Yine iki eve ateş düştü. Güle oynaya gittikleri askerden tabut içerisinde döndüler baba ocağına. Yine anaların yüreği dağlandı.

Olayları çoğaltmak mümkün.

Bu ölümlerde acıları ile baş başa kalan, evladının tabutuna sarılan, ağıtlar yakan, gözleri yol gözleyen yine analardır. Evlatlarını büyütürken çektikleri acılar, zorluklar yetmezmiş gibi bir de evlatlarının cansız bedenlerine sarılıp dinmeyecek bir acıyı daha yaşar analar.

Bu yaşanan ölümler sadece ateş düşen aileleri değil toplum olarak hepimizin vicdanını kanatan, hepimizi derinden sarsan ölümler. Bu acılar kişisel acılar değil elbette ki. Bu acılar içinde bulunduğumuz parababaları düzeninin sistematik olarak halkımıza yaşattığı acılardır. Bu ölümlerin hiçbirisi “kader” ya da “kaza” olarak açıklanamaz. Bunlar tamamen ihmallerin, denetimsizliklerin ve sorumluların ceza almamasının sonucudur. Bunlar açıkça ihmaldir, cinayettir.

Demokrasi ile yönetilen, Anayasa ile yönetilen hukuk devletinde devlet halkının can ve mal güvenliğinden sorumludur. Sokakta, işyerinde kısacası her yerde düzeni ve güvenliği sağlamak devletin işidir.

Ancak son 23 yılda AKP’giller’in, Ortaçağcı Faşist Din Devleti için uyguladığı politikalar sonucu anayasayı, yasaları tanımayan “tek adam” iktidarı oluştu. Bu tek adam iktidarı kendisinden başkasını düşünmeyen, demokrasiyi rafa kaldıran, çıkar amaçlı mafyatik bir suç örgütüne dönüşerek halkına zulüm etmeye devam ediyor.

Eğer bir iktidar bu ölümleri engelleyemiyorsa demek ki baş sorumlu ve suç ortağıdır.

Yukarıda yazdığımız ve yazamadığımız ölümler sadece para tanrısına tapan AKP’giller’in vicdanını sarsmaz. Çünkü onlar kendi çıkarları için kıllarını bile kıpırdatmadan tüm bu olan biteni seyrederler.

Biz Kurtuluş Partili Kadınlar olarak diyoruz ki: Bu ölümler toplumsal bir tepkiyle karşılanmadıkça, sorumlular hesap vermedikçe, değişen hiçbir şey olmayacak. Acılar unutulacak, ölümler rakama dönüşecek, analar bir kez daha yalnız kalacak. Bu vatanın gerçek sahipleri olan bizler bu acılara alışmayacağız.

Bu nedenle diyoruz ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır, Örgütlü Halk Yenilmez”. Tüm bu acılarımızın son bulması için örgütlü mücadeleden başka çaremiz yok. Yaşanan her ölüm bu düzenin çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu çürümüş düzene karşı insanca bir yaşamı kurmak için mücadele ediyoruz.

Devrimci Demokratik Halk İktidarını kurduğumuzda tüm bunların hesabını soracağız.

Kurtuluş Partili Kadınlar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.