Ülkemizde Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiği Günün 90’ıncı Yıldönümü.

Ülkemizde Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiği Günün 90’ıncı Yıldönümü.

Ülkemizde kadınların belediye seçimlerinde seçme ve aday olma hakkı 3 Nisan 1930’da Belediye Kanunu’nun kabul edilmesiyle tanındı. Kadınlar siyasal haklarını ilk kez 1930 yılındaki Belediye seçimlerinde kullandılar. Seçimler, Eylül başından Ekim’in 20’sine kadar sürdü.

Bu seçimlerde Sadiye Ardahan Hanım, bugün Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya (eski adıyla Ersis) beldesinde Belediye Başkanı seçildi ve iki yıl bu görevi yürüttü. Sadiye Hanım Türkiye’deki “ilk kadın belde belediye başkanı”dır.

5 Aralık 1934’te ise genel seçimlerde de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınarak, Türkiye dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk ülkelerden biri oldu.

Mustafa Kemal, ülke topraklarını emperyalist işgalden kurtardıktan sonra ülkenin birçok sorununun çözümüne yönelik birçok yasa çıkardı, kurumlar kurdu, düzenlemeler yaptı.

Bu yasal düzenlemeler arasında kadınlarımızı Ortaçağ karanlığından çıkartarak Laik Cumhuriyetin bir parçası haline getirmeyi hedefleyen düzenlemeler vardı.

3 Nisan 1930 yılında Belediye Kanunu’nun kabul edilmesi ile kadınlara Belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakları verildi.

26 Ekim 1933’te ise Köy Kanunu’ndaki düzenleme ile kadınlara muhtar ve heyetlere seçilme hakkı verildi.

Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi de bunlardan biri ve en önemlisidir.

5 Aralık 1934’te ise kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Böylece Anayasanın 10 ve 11. Maddeleri değiştirilerek her kadın 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı kazanmış oldu.

Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşımızın en büyük müttefiki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde kadınlar bu hakka devrimin daha ilk yılında, 1917’de kavuşmuştu.

Bugün “demokrasi” havarisi olarak geçinen Batılı Emperyalist ülkelerin de aralarında olduğu ülkelerdeyse kadına seçme ve seçilme hakkının ne zaman verildiğine bir bakın hele:

Fransa 1944, Macaristan 1945, Japonya 1945, İtalya 1946, Yunanistan 1952, Kanada 1960 ve İsviçre 1971.

 Mustafa Suphi ve Partimizin ilk Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı’nın kurucuları arasında yer aldığı gerçek Türkiye Komünist Partisi (TKP) kadınlara seçme ve seçilme hakkı mücadelesini yasalarla bu hak tanınmadan çok önce yürütmeye başlamıştır. TKP, daha 1931 yılındaki genel seçimlerde, bu mücadelenin bir parçası olarak, TKP üyesi ve 1930 tevkifatında mahkûmiyet alan Hatice Hanım’ı milletvekili adayı olarak açıklamıştır. Bu seçimlerde o tarihte cezaevinde bulunan Hikmet Kıvılcımlı Usta da milletvekili adayı gösterilmiştir TKP tarafından.

Gördüğümüz gibi Mustafa Kemal öncülüğündeki genç Türkiye Cumhuriyeti, en büyük müttefiki Sosyalist Sovyetler Birliği’nin etkisi ve gerçek TKP’nin de mücadelesiyle Batılı Emperyalistlerden çok önce kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.

Bugün ne yazık ki Kadınlarımız, ABD Emperyalistleri tarafından iktidara getirilmiş ve 22 yıldır orada tutulmakta olan Ortaçağcı AKP’giller tarafından bedence ve kafaca köleleştiriliyor. AKP’giller’in oy davarı haline getirilen ve onların Ortaçağ özleminin savunuculuğunu yapan dini hassasiyeti yüksek kadınlar, seçme ve seçilme hakkı ile medeni kanundan gelen diğer haklarından gönüllüce feragat edecek hale getirildiler.

Peki bu özlemin sonunda kadınları ne bekliyor?

Yatak odasıyla mutfak arasında eksiksiz bir biçimde erkeğe kölelik etmek, çocuk doğurma, onları büyütme, eğitim, iş hayatı ve sosyal hayattan tümüyle çekip koparılıp eve hapsedilme…

Genel Başkanımız Sayın Nurullah Efe Ankut, Dini Hassasiyeti Yüksek Olan Kadınlara İyi Niyetle Yapılmış Uyarı ve Önerimizdir, başlıklı video değerlendirmesinde şöyle sesleniyordu bu kadınlarımıza:

“Bilmediğiniz, gerçeğinden haberiniz olmayan bir şeye inanmayın. Böylece de din tacirlerinin, oy avcılarının, sahtekârların, düzenbazların sizi kandırmasına izin vermeyin, onların oyuncağı olmayın.  “Biz insanlığın yarısıyız, erkeğin sahip olduğu tüm haklara biz de sahibiz, erkeğin yaptığı her işi biz de yaparız, ondan hiçbir eksiğimiz yok. Öyleyse sosyal hayatı da her alanı dâhil olmak üzere erkeklerle paylaşacağız”, deyin ve bunun için mücadele edin.”

Mücadelesini yürüttüğümüz her görüşte olduğu gibi, bugün kadın mücadelesinde de samimi, dürüst ve gerçek çözümü gören, gösteren, biz gerçek devrimcileriz. Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’dan devraldığımız mirasla, “Yarımız olan kadını en ön safta bulmak” şiarıyla mücadele eden Partimiz Halkın Kurtuluş Partisi, 14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde ve 31 Mart Yerel Seçimlerinde en çok kadın aday gösteren partilerin başında yer almıştır. Genel seçimlerde, 600 milletvekilinin 200’ünü işçi-emekçi kadınlarımız oluşturmuştur. 87 seçim çevresinin 54’ünde de birinci sırada kadınlarımız yer almıştır.  Yerel seçimlerde ise aday gösterdiğimiz il ve ilçelerde toplam 353 belediye başkan adayının 108’i yine işçi-emekçi kadınlarımız olmuştur.

Ama 90 yıl önce birçok Avrupa ülkesinden önce bu ilerici adımları atan TBMM, bugün kadınları yok sayan en gerici meclise dönüşmüş durumdadır. Öyle ki bu mecliste kadın milletvekili adayının resmini buzlayarak tanıtım yapan partiden, şeriatı savunan partiye kadar hepsi mevcut.  Ana muhalefetinden iktidarına kadar hepsi Laik Cumhuriyeti yıkmak için ABD Emperyalizmi tarafından piyon olarak kullanılmaktadırlar.

Laik Cumhuriyet düşmanları emsali görülmemiş bir galibiyet içindedirler. Cebren ve hile ile vatanın tüm kurum ve kuruluşlarını zapt etmiş durumdadır. Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüştür.

Bizler, İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak, bu ahval ve şerait içinde, yılmadan, bıkmadan, usanmadan Başhaydut ABD Emperyalizmine ve AB Emperyalistlerine, onların iktidardaki işbirlikçileri halk düşmanı, kadın-çocuk düşmanı, doğa, hayvan düşmanı AKP’giller iktidarına karşı tüm kararlılığımızla mücadeleyi sürdürüyoruz.

Kurtuluş Partili Kadınlar olarak, Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızda “Geldikleri gibi giderler!” diyen Mustafa Kemal kadar inançlı, zaferin kazanılmasında en önde giden Anadolu Kadını kadar cesaretliyiz. Bu karanlığı yırtıp atmak ve aydınlığa çıkmak için Türkiye Devriminin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın pratiği ve teorisi bir projektör gibi yolumuzu aydınlatıyor.

Laik Cumhuriyet’in kadınlarımıza tanıdığı seçme ve seçilme hakkı ve diğer haklar çok önemli ve değerlidir. Ancak Kadın Sorununun gerçek anlamda çözümü Devrimci Demokratik Halk İktidarı’nda mümkündür. Bunun da nasıl olacağı HKP Tüzük ve Programında en güzel şekilde anlatılmaktadır:

“Kadın toplumda iki türlü sömürüye tabi tutulmaktadır.

“Bu insanlık dışı duruma son vermenin ilk adımı; (…) ekonomik hayatta erkeğin hakimiyetine son verilecektir. Kadınla erkek eşitlenecektir. Böylece de kadının aşağılanmasına yol açan (onu aşağılayan şartları devamlı üreten) mekanizma kırılmış-ortadan kaldırılmış olacaktır. Erkek egemen düzen, temeli ortadan kaldırılmış olduğu için yıkılmaya; kadın da hakkı olan saygınlığı yeniden kazanmaya başlayacaktır.

“Kadının Kurtuluşunun ikinci ve son aşaması da; toplumda on bin yıldan beri kökleşmiş olan, kadını aşağılayan geleneklerin, kültürün ve alışkanlıkların bütünüyle ortadan kaldırılması-silinmesiyle gerçekleşecektir.”

Bir kez daha ant içiyoruz; Halk İktidarını kuracak, bu asalak, kan emici iktidarlardan, başta kadınlarımız, çocuklarımız olmak üzere tüm halkımızı kurtaracağız.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

05.12.2024

Kurtuluş Partili Kadınlar

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.