100. Yılında Kadınların Objektifinden ve Kaleminden Laik Cumhuriyet

07.12.2023
123

“100. Yılında Kadınların Objektifinden ve Kaleminden Laik Cumhuriyet” ve “100. Yılında Çocukların Gözünden Laik Cumhuriyet” konulu çağrımıza gönderilen değerli çalışmaları, gönderildiği halleriyle aynen paylaşıyoruz. Katılımcılara teşekkür ederiz.

 

LAİKLİK VE KADIN

Laiklik, yönetimde devletin inanç konusuna yansız yaklaşmasıdır. Ancak gücü ve etkisi anlamının çok daha ilerisindedir. Farklı görüş ve inançlara sahip insanların saygı çerçevesinde birbiriyle yaşamasının güvencesi laiklikle sağlanır. Ayrıca cumhuriyet yönetiminin ve demokrasinin temel taşı laiklik ilkesidir. Mustafa Kemal Atatürk’e göre laiklik ise yalnız din ve devlet işlerinin ayrılması değil tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.

Bir ülkede hem iç hem de dış güvenlik birbiriyle bağlantılı aynı öneme sahiptir. Bugün gerek ülkemize gerek Orta Doğu coğrafyasına baktığımızda laikliğin anlam ve önemi daha da artmaktadır. Akıl ve bilimin çizgisinden ayrılarak, dogmatik fanatizmle hareket eden her görüş laikliği kendine düşman olarak görmektedir. Belli bir kesimin dini tekelinde tutması ve bunu diğer insanlar üzerinde devlet yönetimi aracılığıyla baskı aracı olarak kullanması, aydınlanma düşmanlığının en ileri boyutudur. Her bireyin inanma ve inanmama özgürlüğü vardır. Bu özgürlük, yaşama özgürlüğüne dahildir. Laiklik işte bu özgürlüğün güvencesidir. Başka bir yönden devlet yönetiminde yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığının temelinde yine laiklik yer almaktadır. Özgür düşünen ve eylemde bulunan her birey yönetimde söz sahibi olmak adına oy kullanır. Yasamadakilerin görevi; kendilerini seçen halkın temel ihtiyaçları, huzur ve güvenliği için çağdaş yasalar çıkarmaktır. Yürütme ise halkın yararına yine halk adına yasaları hayata uygulamaktır. Yargının görevi yasama ve yürütmeyi çağa uygun bir biçimde ve yansız denetlemektir. İşte tüm bu organların birbiriyle eşgüdümlü çalışması temelde laiklik ilkesi ile mümkündür. Çünkü laiklik yeniliklerin takipçisi olmak ve çağa ayak uydurmaktır. Dogmatik inançlara dayalı tüm yönetimler çağın gerisinde kalmaya mahkumdur ve çağın gerisinde kalan her ulus eninde sonunda parçalanır.

Son yıllarda tüm Orta Doğu’da hızla yükselişe geçen ve ülkemizi de tehdit eden militan İslamcılık, en çok kadınların yaşamını tehdit etmektedir. Kadınların eğitiminden iş yaşamına, giyiminden seyahat özgürlüğüne, siyasi haklarından inanç özgürlüklerine varana kadar her şeyi kısıtlamanın ötesinde yasaklayan ve onların nefes almasını engelleyen bu gayri resmi ideoloji dalga dalga insanları etkisi altına almaktadır. En iyi yaşam tarzının şeriat hükümlerine uygun olduğunu savunanlar ile laikliği sapkın bir Batı ideolojisi olarak yansıtanlar aynı güruhtur. Modern toplumlarda, Laiklik sayesinde kadınlar pek çok haklar elde etmişlerdir. Ancak teokratik düşünceye sahip ataerkil toplumlarda kadınlar üzerlerinde erkek hegemonyasını hissetmekte ve sözünü ettiğimiz özgürlüklerden ya bir parça yararlanmakta ya da hiç yararlanamamaktadır. Salt erkeklerin düşüncesinin hüküm sürdüğü ve kadının adının bile olmadığı toplumların gelişmesi ve ilerlemesi olanaksızdır. 16. yy. da Rönesans ve Reform hareketleriyle temelleri atılan ve 19. yy. Fransa’sında biçimlenen laiklik çağdaş tüm toplumların temel dayanağıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. maddesi laikliği rasyonalist felsefenin çözümlemesine göre tanımlamıştır. “Kimse devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma ve siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

Türkiye’deki serüveni Tanzimat Dönemi’ne dayanan ve 5 Şubat 1937 tarihinde resmen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan laiklik devrimini Türkiye’nin 100. yılında tartışmaya açmak hem utanç vericidir hem Orta Çağ skolastisizmine göz kırpmaktır. Orta Doğu çukurunun bugün kan gölüne dönmesinin temel nedenleri arasında kadınları toplumun ve devletin her alanından sürüp çıkarmak ve dine bağımlı hayatın kölesi yapmak yatar. Çünkü eğitimli toplumlar çağdaş eğitimden yararlanan modern kadınların omuzlarında yükselir. Önümüzde bu kadar kötü bir örnek varken ve Cumhuriyet aydınlanması ile laikliği bu ülkenin temel dinamikleri arasına sokarak haklar kazanmışken şimdi onlardan vazgeçmemiz istenmektedir. Laiklik kadınların yaşam hakkında bir kaledir. Biz aydın Cumhuriyet kadınları olarak sonuna kadar laikliği yaşatmak ve haklarımıza sahip çıkmak için hiçbir mücadeleden kaçınmayacağız.

 

Edebiyat Öğretmeni

İstanbul

 

Kaynakça:

1.tr.m.wikipedia.org

2.aiit.aku.edu.tr>laiklik

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.