Necla Kıran Yoldaşımızı Mezarı Başında Andık
Necla Kıran Yoldaş, 20 Ocak 2006 tarihinde, bundan tam 18 yıl önce, çok genç bir yaşta aramızdan bedence ayrıldı. Partimizin kurucularından olan Necla Kıran Yoldaş’ımızı, bugün mezarı başında andık.
Yüreği şefkat, inanç, merhamet, sevgi dolu Necla Kıran Yoldaş’ımızın mezarı başında Av. Ayça Okur Yoldaşımızın yaptığı konuşmayı aynen yayımlıyoruz.
***
Sevgi ve saygıdeğer Yoldaşlarım,
İşte bu yıl da 18 yıldır olduğu gibi Necla Yoldaş’ımızın mezarı başında, O’nun huzurundayız.
20 Ocak 2006’da bedence aramızdan ayrılan Necla Yoldaş’ımızın, Necla Abla’mızın eksikliğini çokça hissediyoruz.
Yoldaşlarımızın, Ankara’mızın Ablasıydı O.
Zorda kaldığımızda evini, yuvasını, sofrasını, şefkatini, kucağını açan, merhametini esirgemeyen bir Abla, Anne, Eş ve her şeyden önce hesapsız, çıkarsız sizi dinleyen, çözüm bulmak için çabalayan alçakgönüllü bir Yoldaşımızı kaybettik biz. Yeri de daha doldurulamadı.
Partimizle, Hareketimizle eşi ile üniversite yıllarında tanışan, okuyan, çokça sorgulayan, zeki ve inandığı, gönülden bağlandığı ideolojimize, önderliğimize hiçbir koşulda halel getirmeyen, onu daha da büyütmek için çabalayan gerçek bir insanın eksikliği nasıl giderilebilir ki.
Evet. Eşi aracılığıyla tanıştığı hareketimizde kendi kişilik kalitesi ile var olmayı, Necla Yoldaş olmayı başarmış bilimli, bilinçli, inançlı bir kadın devrimci, Sait Kıran’ın eşi değil, Necla Yoldaş olmuş bir değer.
Dünya devrim tarihinde kadın sayısı az ne yazık ki. Ama devrimci kadın önder sayısı çok daha az. İsimlerini bildiklerimizin yanı sıra bir de tüm alçakgönüllülüğüyle fedakarca, cefakarca, çilelerin en derinlerini çeken gerçek kadın önderlerimiz var.
Devrim Tarihinde öncelikle Devrimci Mücadelede ve bu mücadele içinde Kadın Hakları savunucusu Kadın Önderler olarak Rosa Luxemburg ve Clara Zetkin’i biliriz.
Nadejda Krupskaya’yı biliriz Lenin’in eşi sıfatıyla. Oysa Nadejda Krupskaya devrimci, gerçek Marksist-Leninist olduğu için Lenin’le eş olmuştur. Yani önce Nadejda Yoldaş’tır sonra Lenin’in eşi olmuştur ve yoldaşlıklarını hiç yitirmemiş ve hep en üst seviyeye taşımışlardır.
Peki sizlere belki duymadığınız üç kişiden özellikle de iki isimden de bahsedeceğim Sovyet Devriminden: Anna, Mariya ve Olga…
Devrimci Mücadeleye boylu boyunca dalmış bu üç kadından Olga üniversitede Marksist mücadele verirken 20 yaşında devrimi göremeden hayatını kaybediyor.
Ama Anna ve Mariya Ulyanova; bulundukları her yerde, sürgünde, cezaevinde, işkencede, gözaltında, işçiler özellikle de kadınlar ve çocuklar arasında mücadelede, yeraltında, legal-illegal yayın faaliyetlerinde, örgütün dağıldığı her yere yetişerek partinin organlarının yeniden örgütlenmesinde, ulusal ve uluslararası kongrelerde, sağ kaçkınlara, sol uçkunlara karşı mücadelede, devrimden sonra yeni insanın yaratılması için verdikleri mücadelede yani güçlerinin üzerinde bir çaba harcayarak Lenin’e ve Leninizm’e bağlılıkları ile devrimi gerçekleştiren en yüksek komitelerde görev almış bu kadınları tanımalıyız.
Bu devrimci kadınların, devrimci önderlerin Lenin’in kız kardeşi olduklarını bırakalım Sovyet Halkını, aynı organı paylaştıkları yoldaşları bile Lenin’in ölümü üzerine ulusal yayın organı Pravda Gazetesinden öğreniyorlar.
Demem o ki işte fedakarlıkla, işte alçakgönüllülükle, işte sabırla, inançla ilmek ilmek örülmüş yaşamları ile gerçek kadın Önderlik budur.
Gerçek Devrimci Önderlik budur.
Gerçek devrimcilik budur.
Gerçek Yoldaşlık odur ki kan bağın olan kardeşten, anadan, atadan, evlattan daha yakındır ve her şeyin üzerindedir.
Clara Zetkin Almanya Sosyal Demokrat Parti Kongresinde şöyle haykırıyordu:
“Bir proleter ‘Karım!’ dediği zaman zihninden şunları da eklemelidir: ‘İdeallerimin yoldaşı, savaş arkadaşım, çocuklarımı gelecekteki savaşlara hazırlayan annesi’ Kocasını ve çocuklarını sınıf bilinciyle donatan eşler ve anneler, burada toplantıya katılan kadın yoldaşlarımız kadar büyük işler yaparlar.”
Yaşasaydı az önce saydığım değerlere sahip biri olarak Partimize, Devrimci Mücadelemize katacak çok şeyi olurdu Necla Yoldaşımızın. Ne yazık ki bize yaşattığı, verdiği, emanet ettiği değerler ile onun ve onun gibi önderlerimizin mücadelesini bizler sürdürmek zorundayız. Eş olarak da, anne olarak da, evlat olarak da. Ama her şeyden önce devrimci olarak. Gerçek Marksist-Leninist olarak.
43 yıllık yaşamına yoklukla, yoksullukla, fedakarlıkla örülü bir devrimcilik sığdırmış Necla Yoldaşımız bedence çok erken aramızdan ayrılmıştır. Ama anıları bizlerle, bizlerin mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.
Necla Yoldaş Ölümsüzdür!
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
20.01.2024