Ovalara Yayılmış Sömürü

Ovalara Yayılmış Sömürü

Yüzyıllardır süre gelen sömürü sisteminde, sömürülüp en basit haklarından dahi geri kalmak zorunda bırakılan, Köylü ve İşçi Sınıfının ne kadar acı bir şekilde emeğinin karşılığı verilmeden işe sürülüp, haksız bir şekilde işgücünün sömürüldüğünü her gün yüzlerce örnek sayesinde çıplak gözle görebiliyoruz.

Yaz gelmesiyle artan ova işlerinde (Soma Bölgesinde tarlalarda çalışmaya “Ovaya İnmek” denir) “Dayıbaşı” olarak adlandırılan taşeron sistemindeki alt işverenler; genç, yaşlı, çocuk, çoğunlukla da kadın olmak üzere topladıkları genellikle sigortasız günlük işçileri, tarla sahiplerinden aldıkları işleri yapmak üzere sahaya sürüyor.

Bu işlerde çalışanların ihtiyaçlarını ne Tarla Sahipleri ne de Dayıbaşılar karşılıyor. İşçinin suyu, yemeği ve başına gelebilecek olaylar tamamen kendi sorumluluğuna bırakılıyor. Açık havada çalışan işçiler, böcekler, tarım ilaçları, sıcak ya da  soğuk hava sebebiyle birçok sorunla karşılaşıyor ve bu sorunların çözümü tamamen işçilerin sorumluluğunda olduğundan, işçiler kendi imkânlarıyla başa çıkmaya çalışıyor.

Yaz aylarında Ege bölgesinde oldukça yaygın olan üzüm, pamuk çapası, fide dikimi ve mısır püskülü çekme işlerinde çalışan işçiler, sıcaktan kaynaklı olarak tansiyon düşüklüğü nedeniyle sık sık baygınlıklar geçiriyor ve çeşitli zorluklar yaşıyor. Çalışma koşulları nedeniyle yaşadıkları sağlık sorunları için işçiler, hastaneye kendi veya dayıbaşının çabasıyla ulaşıyor, günlük işçilere genellikle sigorta yapılmadığından, işçiler varsa aile üyelerinin sigortalarından faydalanıyor, yoksa zorla kazandıkları paralarından en az bir yevmiyeyi hastanede bırakıp çıkıyorlar.

Günlük dokuz saat çalışma süresine ve zor şartlara rağmen, yevmiyeleri işten işe değişmekle birlikte, genellikle bir asgari ücrete, yani 22 bin liraya tekabül edecek şekilde ayarlanıyor.

Yani işçiler eğer sağlığını kaybetmez ve bir ayı tam bir şekilde çalışabilirlerse, karşılığı asgari ücret oluyor.

İşçiler bu şekilde zorluklar çekerken de dayıbaşları günlük olarak iş yapmadan işçinin takriben altı katını, tarla sahipleri ise on katını kazanıyor.

En temel hakları olan yemek, çay hakkı bile bu işçilere verilmezken, mal sahipleri ve alt işverenler gölgede rahatlıkla keyiflerine bakıp, sömürdükleri işgücünü izliyorlar.

Hafta tatilleri yok, primleri, hak ettikleri bir yıllık izinleri, emekliliklerine yatırımları, ellerine verilen günlük yevmiye dışında hiçbir artıları yok.

Yaz aylarında dayanılmaz sıcak, kış aylarında çekilmez soğuk içinde evlerine ekmek götürmek için çabalayan işçiler, özellikle de evin geçimine katkı sağlamaya çalışan kadınlar, bin bir hastalıkla karşılaşıyor. Ancak bu hastalıklarına çare bulmaya, ilk basamak olan sağlık kurumlarına dahi sigortaları olmadığından gidemiyorlar.

Ve burada, Ovada çalışan işçiler içinde en büyük zorlukları da biz Kadın İşçiler yaşıyoruz. Dediğimiz gibi; sıcak, soğuk, böcek ısırması, kimyasallar vb. her türlü olumsuzluklara karşın çalışmak, aile bütçesine katkı sunmak zorunda kalan Kadınlar olarak, burada 9 saat çalıştıktan ve gerçekten yorulduktan sonra bir de eve gittiğimizde ev işlerinde çalışıyoruz.

İşçilere verilmeyen haklar, köylüye çok görülen hizmetler, hor görülen ve dikkate alınmayan İşçi Sınıfı…

Ne yazık ki her zaman olduğu gibi, şimdilik bu düzen değişmiyor, haklar eşitlenmiyor.

Ancak eminiz ki bu böyle gitmeyecek. Biz İşçiler, Emekçiler, Yoksul Köylüler olarak birleşeceğiz, mücadele edeceğiz ve kendi Partimizde, İşçi Sınıfı Partimizde örgütleneceğiz.

Buna inancımız tamdır.

27.07.2025

Soma’dan Kadın İşçiler

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.