Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günün de İstanbul, Ankara ve İzmir’de Eylem Alanlarında Emperyalizme ve Ortaçağcı Gericiliğe Karşı Mücadele Karalılığımızı Haykırdık.

Bu 8 Mart, yerel seçimler sürecine denk geldi. Partimizde 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere 53 il ve 299 ilçede belediye başkan adayları ile birlikte bazı il ve ilçelerde de Meclis Üyeliği adayları ile seçimlere katılıyor.

Bu seçimlerde de partimiz en çok kadın aday gösteren partilerin arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yarımız olan kadını en ön safta görmek şiarı ile aday olan Kurtuluş Partili Kadınlar olarak bu seçimlerde de en ön saflarda partimizi halkımıza tanıtmak ve anlatmak için canla başla çalışıyoruz.

Bir taraftan seçim çalışmalarımız devam ederken bir taraftan da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için çalışmalar yürüten Kurtuluş Partili Kadınlar bu günü özüne uygu bir şekilde alan eylemleri ve salon toplantıları ile andı, mücadele kararlılığını perçinledi.

İZMİR  

8 Mart günü üç ayrı ilde basın açıklamaları yaptık. İlk eylemimiz İzmir’de saat 18:30 da Karşıyaka Çarşı Girirşi’nde yapıldı.

8 Mart’lar Mücadele Günüdür.

HKP İzmir İl Örgütü olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sesimizi, sözümüzü ve isyanımızı haykırmak üzere Karşıyaka’daydık. Seçim standımızı açıp seçim bildirgelerimizi halkımızla buluşturarak ve kadınların emekçi kadınlar gününü kutlayarak başladık güne. Ardından sloganlarımızla eylemimize başladık.

Marmaris Belediye Başkan Adayımız Ayça Oral açış konuşmasında, 8 Mart’ın bizler için bir mücadele günü olduğunu ve bugünün sömürü düzenine karşı durduğumuz bir gün olduğunu belirtti. Ardından sözü Karşıyaka İlçe Başkanımız Fatma Olkun’a verdi. Fatma Olkun HKP Merkezi Kadın Çocuk Komitesi’nin hazırlamış olduğu basın açıklamasını okudu. Açıklamada 8 Mart’ın tarihçesini anlattıktan sonra şunları aktardı;  “Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda her bir karışı atalarımızın kanlarıyla sulanmış, ata yadigârı vatanımız günbegün hızla ABD’nin BOP Eş başkanı, din tüccarı AKP’giller eliyle Yeni Sevr bataklığında parçalanmaya ve aynı zamanda kadınlarımızın eve hapsedilerek, toplumsal hayattan silinmesi demek olan Ortaçağcı Faşist Din Devleti’ne sürükleniyor! Yine BOP’un bir ayağı olarak ülkemiz, emekçi halkımız açısından ekonomik olarak çökertildi. Başta İşçi Sınıfımız olmak üzere cefakâr, çilekeş halkımız, emeklilerimiz, gençlerimiz, esnafımız, köylümüz ve kadınlarımız; İşsizlik, Pahalılık, Zam, Zulüm, Yoksulluk ve Yoksunluk cehenneminde kavruluyor.”

Fatma Olkun konuşmasının devamında; Laik Cumhuriyetimizin yıkılmaya yüz tuttuğunu, Milli Eğitim’de ÇEDES projesi kapsamında bilimsel eğitimin yok edilmeye çalışıldığını, emekçi kadınlarımızın gün geçtikçe çaresizliğe itildiğini, kadınların her gün en yakınları tarafından şiddete uğradığını, taciz ve tecavüze maruz kaldığını ve katledildiğini belirtti.  Başını katil ABD-AB ve İsrail’in çektiği katliamlarda on binlerce kadının, çocuğun, bebeğin katliama uğratıldığını söyledi. Yüzyılın felaketi Akp’giller’in BOP çerçevesinde görevlerini yapıp ülkemizi Ortaçağcı Faşist bir din devletine dönüştürmek için süreci hızlandırdığını ifade etti. Kadınların kurtuluşunun Feminizmde ya da Şeriatta değil, işçi sınıfının ve emekçi halkın kurtuluşuyla mümkün olacağını belirttikten sonra HKP programından şu alıntıları yaparak konuşmasını sonlandırdı: “Bu insanlık dışı duruma son vermenin ilk adımı; Kadının sosyal hayatın her alanında en aktif biçimde rol almasını sağlamaktır. Kadın, ekonomik hayatta da siyasi ve entelektüel hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev alacaktır. Yani ekonomik hayatta erkeğin hâkimiyetine son verilecektir. Kadınla erkek eşitlenecektir. Böylece de kadının aşağılanmasına yol açan (onu aşağılayan şartları devamlı üreten) mekanizma kırılmış-ortadan kaldırılmış olacaktır. Erkek egemen düzen, temeli ortadan kaldırılmış olduğu için yıkılmaya; kadın da hakkı olan saygınlığı yeniden kazanmaya başlayacaktır.

“Kafaları en çağdaş bilimle, demokratik ve laik kültürle donatılan Kadınlarımız, elbette sosyal hayatın her alanında aktif bir biçimde çalışmak isteyecek ve toplumda hak ettikleri yeri alacaklardır. Tabiî bu iş siyaset yapmayı da kendiliğinden içerir. Doğaldır ki bu alanda da erkeklerle yarışacaklardır. Böylelikle kurtarılmayı, yardım edilmeyi bekleyen ve uman; zayıf, güvensiz insanlar olmaktan çıkacaklar, en insancıl ideoloji sahibi kurtarıcılar, topluma yön vericiler de olacaklardır.

“Kadının Kurtuluşunun ikinci ve son aşaması da; toplumda on bin yıldan beri kökleşmiş olan, kadını aşağılayan geleneklerin, kültürün ve alışkanlıkların bütünüyle ortadan kaldırılması-silinmesiyle gerçekleşecektir.” 

Ardından Ayça Yoldaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Prof. Dr. Özler Çakır’a konuşmasını yapmak üzere sözü verdi.

Özler Çakır; “Değerli emekçi kadınlarımız, değerli İzmir halkı, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Ben Özler Çakır, Halkın Kurtuluş Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayıyım. Evet. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugün bizim için kutlanacak bir gün değildir çünkü bugün ülkemiz ve Ortadoğu coğrafyası ABD-AB Emperyalistlerinin vurgunu, talanı altındadır ve kadınlarımıza sonsuz acılar çektirmektedirler. Bakın Filistin’e… Binlerce kadınımız bebeleriyle çığlık çığlığa can vermektedir. Bakın Afganistan’a… Talibanın yarattığı ortamda Ortaçağcı şeriat düzeninin kadınlara uyguladığı acımasız katliamlar, gün yüzü göstermeyen kapatmalar, mutfakla yatak odası arasına hapsedilmeler, Ortaçağın karanlık dehlizlerine götürülmeler… ve çığlık çığlığa bu kadınlar feryat etmektedir, o cehennemden kaçıp kurtulmak istemektedirler.

Biz belediye yerel seçimleri çerçevesinde her gün halkın, işçi ve emekçi kadınlarımızın arasındayız. Özellikle de yoksul, emeğiyle geçinmeye çalışan insanlarımızın bulunduğu semtlere gidiyoruz. Kadınlarımız isyan ediyorlar, “Yetiştiremiyoruz, alamıyoruz, çocuklarımızın sofrasına bir dilim ekmek bile koyamıyoruz” diyorlar. “Asgari ücret hiçbir şeye yetmiyor” diyor işçi kadınlarımız. İşte bütün bunların, bu acımasızlığın, bu insafsız sömürü düzeninin, kadınlarımızı bu duruma düşürenlerin iktidarında, onların getirildiği, kim getirdi bunları iktidara? AB-D emperyalistleri tarafından 22 yıldır başımızda bu sömürgenler, vurgun ve talancılar. Dolayısıyla isyan ediyor kadınlarımız bunlara. Bizler ise bunun bir kader olmadığını anlatmaya çalışıyoruz onlara.

Evet bu içinde bulunduğumuz durum, bu can yakıcı durum bir kader değil, bundan kurtulabiliriz. Ancak bu kurtuluş halkın örgütlenmesiyle mümkündür. Bizler işte bu yerel seçimlerde de “Halkçı Belediyecilik”i halkımıza anlatmaya çalışıyoruz. Gerek siyasi mücadelemizde, gerek yerel seçimlerdeki tavrımızda, mücadelemizde, anlayışımızda halkın “örgütlüyse hep, örgütsüzse hiç” olacağını onlarla paylaşıyoruz. Bakın, bizim halkçı belediyecilik anlayışımızda tüm mahallelerde, tüm semtlerde halk komiteleri yoluyla halkımız örgütlendirilecek, kadınlarımız örgütlendirilecek, işçi-emekçi halkımız örgütlendirilecek ve sorunlarının müsebbibi olanlara karşı mücadele etmeleri sağlanacaktır. İşte bu anlayışla biz yerel seçimlerde, hiçbir kirli ittifakın içinde yer almadan, bir başımıza, tek başımıza, bütün sansürlere rağmen, basının bütün suikastine, susuş kumkumasına rağmen sesimizi halka ulaştırmaya çalışıyoruz.

Basın bildirimizde yoldaşımız dile getirdi; ben bir Eğitim Bilimciyim. Yıllarca Mersin Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri alanında akademisyen olarak çalıştım. 2019’da da Profesör olarak emekli oldum. Bu ülkede Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin, 1. Antiemperyalist Kurtuluş Savaşımızın Zaferi üzerine kurulan Laik Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından laik ve bilimsel eğitimin, 2002 yılından bu yana, nasıl bu iktidar tarafından, yani AB-D emperyalistleri tarafından, İsrail tarafından bir proje partisi olarak ülkemizi BOP çerçevesinde Yeni Sevr’e sürüklemek amacıyla iktidara getirilmiş bir proje partisinin, Laik Cumhuriyet’in başta eğitim, laik ve bilimsel eğitim olmak üzere tüm kazanımlarını nasıl kerte kerte yok ettiğini görüyoruz. Üniversitede çalışan bir öğretim üyesi olarak gözlerimin önünde gerçekleşti tüm bunlar eğitim bilimleri alanında. 4+4+4 kesintili eğitim modelinin nasıl günümüzdeki şeriatçı eğitime gidişin yollarını döşediğini hepimiz biliyoruz. İşte bu hafta içerisinde de ÇEDES kapsamında İzmir’de, Menemen’de, Devrim Şehidi Kubilay’ın katillerinin, o ortaçağcıların mezarına, türbesine, onların devamcıları tarafından, çocuklarımızın kafalarını, beyinlerini yakmak üzere, bir mürit haline getirilmek üzere götürüldüklerini biliyoruz. Biz suç duyurusunda bulunduk Halkın Kurtuluş Partisi olarak.

Bizler hayatın her alanında yılmadan, bıkmadan, usanmadan, kadınlarımızın ve çocuklarımızın çektiği acılara son vermek için, bu sömürü düzeninden kurtulmak için elimizden gelen her çabayı gösteriyoruz. Ama halkımızın da bu mücadeleyi görmesini ve bize destek vermesini istiyoruz. Şu anda meclisin içinde ve dışında bulunan hiçbir kirli ittifakın içerisinde, o kirli siyasetin içerisinde bizler yer almadık. Bizler Mustafa Kemallerin, İnönülerin, Birinci Kuvayimilliyeci atalarımızın Laik Cumhuriyet’ine sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Bizler Antiemperyalistiz. Bizler laikliğe sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Gerçek laikliği kurmak için mücadele ediyoruz. Bizler halkların kardeşliğini savunuyoruz. Amerikancı Burjuva Kürt hareketine karşıyız ama. Ülkemizi en az üç parçaya bölme sevdasında olanların içinde görev alanlara, yer alanlara karşıyız. O nedenle halkımızın Halkın Kurtuluş Partisi’ne İzmir’de destek vermesini, bu mücadeleye katılmasını, bizlerle birlikte olmasını istiyoruz.

Bizler şu şiarla mücadele ediyoruz; “Yarımız olan kadını ön safta görmek”. Bakın, ben Halkın Kurtuluş Partisi’nden bir kadın olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayım. Sizlere rakamları da söylemek istiyorum; İzmir’de 10 ilçede aday gösterdik, bu 10 ilçe adayından 6’sı kadın. Yani biz kadınlarımızı hayatın her alanında, mücadelenin içinde ön safta görmek görüşüne sözde değil özde sahip çıkıyoruz. Mücadelenin içerisinde kadın yoldaşlar olarak en ön safta yer alıyoruz. Partimizin bize verdiği bu onur ve bu gururla…

Bu bağlamda, 2024 yerel seçimlerine giderken İzmir’de çalışmalarımızı ilçelerde yürüttüğümüzü, halkımızla buluşmaya devam ettiğimizi, edeceğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Son söz olarak da “Yaşasın 8 Mart, Yaşasın İşçi Sınıfının Haklı Mücadelesi; Halkız, Haklıyız, Kazanacağız; Kadının Kurtuluşu, İşçi Sınıfının Kurtuluşundan Bağımsız Değildir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Coşkulu geçen eylemimiz “Yaşasın 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü”, “Kadın Erkek El Ele Kurtuluş Partisine”, “Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz” sloganlarıyla son buldu.

 

***

ANKARA

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü eylemimiz Ankara’da yoğun yağan yağmur altında, “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!” ve “8 Mart Kızıldır, Kızıl Kalacak!” gür ve coşkulu sloganlarımızla başladı.

Basın açıklamamız Ankara İl Yöneticisi ve Merkezi Kadın Çocuk Komitesi Üyesi Meliha Kuşçu yoldaşımız tarafından yapıldı. Yoldaşımız konuşmasına bir şiirle başladı.

…Güneş nasıl her gün tan yerinden doğuyorsa

Kavgamız da öyle canlıdır bizde…

Özgürlük için, eşitlik için, insanca yaşamak için yeniden doğarız 8 Martlarda. .

Geçit vermeyiz geleceğimizin çalınmasına.

Direnmeye ve umut olmaya devam eden “Kadının Kurtuluşu, İşçi Sınıfının Kurtuluşundan bağımsız değildir” diyerek mücadele eden Devrimci kadınlarız biz…

Yılmak yok, durmak yok, pes etmek yok!

Hep varız, hep var olacağız…

Kardeşçe bir düzen kurulana dek..

8 Martlarda diriliriz hep birlikte

Gücümüzü, cesaretimizden alarak

Haykırırız tüm dünyaya…

İnsanca yaşamak bizim de hakkımız.

Kadınız! İnsanız!…

Şiirden sonra Meliha Kuşçu Yoldaş’ımız 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırlanan basın bildirimizi okudu. Eylemimiz “Kadın Erkek Ele Kurtuluş Partisi’ne!” ve “Yaşasın Halkın Kurtuluş Partisi!” sloganları ile sona erdi.

***

İSTANBUL

İstanbul’da ise 8 Mart 2024 Cuma günü saat 19.30’da Kadıköy Boğa Heykeli meydanında basın açıklamamızı gerçekleştirdik. “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ve “Şeriat Ortaçağdır!”  yazılı pankartlarımızın açıldığı eylemde “Ranta, Vurguna, Hırsızlığa, Yolsuzluğa Bıçakla Kesercesine Son Vermek için Oylar HKP’ye!” yazılı ozalit ve çeşitli dövizler taşındı.

Kadın Çocuk Komitesi Üyesi Selma Gümüş Yoldaş’ımız açılış konuşmasını gerçekleştirdi.  Eylemimiz insanca çalışma koşulları ve hakları için canlarını feda eden 129 dokuma işçisi kadın ve bedence aramızdan ayrılan tüm devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşu ile başladı.

     

Eylemde, Kurtuluş Partisi Kadın Çocuk Komitesi üyesi Ayla Şahbaz Yoldaş’ımız basın metnini okudu. Basın açıklamasının ardından 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan Yerel Seçimlerde Halkın Kurtuluş Partisi Kadıköy Belediye Başkan Adayı Av. Pınar Akbina Karaman bir konuşma gerçekleştirdi.

Yoldaşımız konuşmasına; tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlayarak başladı ve Partimizin 2024 yerel seçimlerinde en çok kadın ve genç aday gösteren partilerin başında olduğunu belirtti.

Yoldaşımız, Halkın Kurtuluş Partisi olarak halk için, halkla birlikte bizzat halk tarafından yönetilen yerel yönetimler oluşturmak için seçimlere katıldığımızı ifade etti. Akbina, bir diğer önemli sebebin de seçim çalışmalarımızda yer alan ana sloganımızda da ifade edildiği gibi AKP’gillerin Rantlarına, Vurgunlarına, Hırsızlıklarına, Yolsuzluklarına Bıçakla Kesercesine Son Vermek için olduğunu söyledi ve sözlerini “Kadın Erkek El Elele Kurtuluş Partisine!” sloganımızla sonlandırdı.

Kadıköy halkının ilgi ile izleyip, dinlediği eylemimiz atılan sloganlarla ve hep birlikte söylediğimiz “Halkız Biz” marşıyla sona erdi.

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul Kadın Çocuk Komitesi olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerimiz, 2024 Cuma günü Kadıköy Boğa Heykeli önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamamızın ardından 10 Mart 2024 Pazar günü salon etkinliği ile devam etti.

10 Mart 2024 Pazar günü Birleşik Metal-İş Sendikası Kemal Türkler Konferans salonun da 8 Mart etkinliğimizi gerçekleştirdik.

Sloganlarla başlayan etkinliğimiz de Kadın Çocuk Komitesi üyesi Sema Yuva Yetgin yoldaşımız açılış konuşmasını yaptı. Etkinliğimiz insanca çalışma koşulları ve hakları için canlarını feda eden 129 dokuma işçisi kadın ve bedence aramızdan ayrılan tüm devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşu ile devam etti.

Saygı duruşunun ardından yoldaşlarımızın hazırlamış olduğu sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından Sema yoldaşımız, ana konuşmasını yapmak üzere Ankara Çankaya Belediye Başkan Adayımız Av. Ayça Okur yoldaşımızı kürsüye davet etti.

Okur konuşmasına başlarken tüm kadın yoldaşlarımızın, emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlayarak başladı. Kadın sorununu insanlık tarihinden bugüne detayları ile anlatan Okur, kadın mücadelesinin içerisinde yer almanın kaçınılmaz zorunluluğunu vurguladı.

Okur, bireysel verilen mücadelelerden ziyade örgütlü mücadeleyle zafere ulaşılacağını ve bunun yolunun da partimiz saflarında örgütlenmekten geçtiğini ifade etti.

Halkın Kurtuluş Partisi Ankara Çankaya Belediye Başkan Adayı Ayça Okur yoldaşımızın konuşmasından sonra İstanbul tiyatro ekibimiz tarafından “Silezya’da Dokuma Fabrikasında Yaşanan Birgün” adlı oyun sahneye kondu.

Tiyatro gösteriminin ardından 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde aday olan kadın yoldaşlarımız sahneye çıkarak adaylıklarını ve kısaca partimizin genel seçimlere neden katıldığını anlattı.

Salon etkinliğimiz İTÜ Türk Musikisi Konservatuarı mezunu ve Kardeş Türküler ekibinden Hüseyin Can Pala ve İTÜ Türk Musikisi Konservatuarı mezunu Uğur Aydoğdu Yoldaşlarımızın ve onlara eşlik eden Berna Şekercioğlu ve Kadıköy Belediye Başkan Adayımız Av. Pınar Akbina’nın müzik dinletisi ile son buldu. 10.03.2024

Halkız Haklıyız Yeneceğiz!

Kurtuluş Partili Kadınlar

 

     

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.